Alem-i Medeniye
Haberler:
 
*
Selâm, Musafir. Lütfen kiriş yapıñız ya da aza oluñız. 2014 aprel 20, 19:06:54


Qullanıcı adıñıznı, paroliñizni ve faal qalma müddetini kirsetiñiz


Saife: [1]
  BASTIR  
Yollağan Mevzu: TATARLAR KİMDİR?  ( 2208 kere oqulğan)
metehanoğlu
Full Member
***
Offline Offline

Beyanat sayısı: 87


Azalıq malümatı
« : 2010 mart 12, 02:34:36 »

 
Mehmet MAKSUDOĞLU Prof. Dr.
 
"Tatar" sözü, çeşitli zamanlarda değişik an-lamlarda kullanılmıştır. Ruslar, bu deyimi, yüz-yıllar boyunca, Avrupa Rusya'sında yaşayan bütün Türk soylu Müslümanlar için kullanmışlar-dır. (1) Batılı yazar ve araştırıcılar, "Tatar" keli-mesini, Türkistan'da ve Karadeniz'in Kuzeyinde yaşayan Türkler için kullanmaktaydılar. (2)

Osmanlılar ise, milâdî onaltıncı yüzyıldan baş-layarak "Tatar" deyimini, Kuzey Türkleri için kul-lanmışlardır. "Kırım Haanı elHaac (Hacı) Selîm Giray Haan'a Naame-î Hümaayuundur:... bu se-ne-î amiymu'l meymenede (uğuru yaygın bu yıl-da) dahi musammem (planlanmış) olan gazve-î meymuun ve Cihaad-ı Hümaayuunumuza mu-rafagaat ve muvafagaatları (katılmaları) me'mu-ul-ı Hümaayunumuz olub... ve saair umeraa ve mirzaayaan-ı şecaa'at disaar ve cumhuur-ı taa-taar-ı aduvşikaar... (1107/1696) (3).

Konunun açıklığa kavuşması için, başa dön-mek, Tatar kelimesinin ilk defa kullanılışından itibaren kazandığı yeni mânâları gözden geçir-mek gerekir. Durum incelenince görülüyor ki, is-lâm dünyasında ilk kullanıldığında, "Tatar" kelimesiyle kasdedilen, "Moğol" idi. Milâdi onüçüncü yüzyılda yaşamış olan Arap târihçi İbnul Esîr, Moğollardan bahsederken daima "Tatar" kelimesini kullanmaktadır. "Tatarların İslâm ülkelerine gelişi" (4), "Tatarların Türkistan ve Maveraunnehr'e çıkışı" (5), "Kâfir Tatarların Harzemşah üzerine yürüyüşü" (6), "Tatarların Kıpçaklara ve Ruslara yaptıklarının anılması " (7) gibi. Tabii, şamanist, kısmen budist Moğol-lardan bahsetmektedir. Cingiz Hân'ın Celâled-dîn Harzemşah'a yetişmesini anlatırken " Celâ-leddîn (Sind nehrini) geçemedi, Cingiz Hân Ta-tarlarla ona yetişti" (Cool demektedir. İbn Kesîr (öl. 774/1372) , Cingiz Hân'ı anlatır-ken "Tatarların en büyük sultanı, bugünkü meliklerinin babası " ifadesini kullanır. (9)

İbn Haldun da "Bu sultan, Cingiz Hân, Tatarla-rın sultanıdır" demektedir. (10) Çok iyi bilindiği gibi Cingiz Hân, Moğol hükümdarıdır.

"Tatar" kelimesi, günümüz Arap araştırmacı-lar tarafından da "Moğol" yerine kullanılmakta-dır. Meselâ, Moğol istilârını gösteren haritanın yaftası "Tatar yağması"dır.(11) Moğollar, 656/ 1258'de Bağdad'ı işgal edip Abbasi Halifeliğini yıkmadan önce, 635/1237'de Moskova'yı zap-teddiler. Moğol (Tatar) ordusunda en kalabalık zümre Kıpçak Türkleri idi. Türklerin büyük ço-ğunlıukta olduğu Moğol ordusu, günümüzde Rusya denen bölgeyi, onüçüncü yüzyılın ilk yarısında zaptetmişti. (12) Bu durum, Rusların, Avrupa Rusya'sındaki bütün Türk kökenli Müs-lümanlara niçin Tatar dediklerini açıklar. Moğol (Tatar) ordusunun büyük çoğunluğu Türk'tü; Ruslara göre, bütün Avrupa Rusyasında yaşa-yan Müslüman Türkler, Moğol (Tatar) ların to-runlarıydı. Şurasını hemen belirtelim ki, Moğol (Tatar) ordusunun çoğunluğu Türk olmakla bir-likte, bütün komuta kademeleri Moğolların teke-lindeydi. Kıpçaklar, Peçenekler ve öteki Türk boylarından gelenler, rütbesiz askerlerdi.

Abbasi Halifeliğini 1258'de yıkmış olan, Cıngız Han oğlu Tuluy'un oğlu Hülâgü ve ordusundan, bütün çağdaş ve sonraki Arap tarihçileri "Tatar" diye bahsettikleri gibi diğer milletler de,onüçün-cü yüzyılda yeryüzünün en büyük devletini kur-muş olan Moğollardan "Tatarlar" diye söz etmek tedirler. Meselâ, Ermeni müellif, Aknerli Grigor, "Tatarlar Bağdad'ı zaptettikleri sırada..." ifadesi-ni kullanmaktadır.


 

Ismail R.al Farugi and Lois Lamya al Farugi, The Cultural Atlas of Islam p.253, Map 47. The Tatar Holocaust. Advance of Tatars (under Genghis Khan and Hulagu) 659/1260 Date of fall into Tatar hands.

Harita, kaynakta belirtilen nüshaya bakılarak yeniden çizilirken İngilizce olarak verilen yer isimleri günümüz Türkçesine çevrilmiş, harita üzerindeki tarihler görünümü rahatlatmak amacıyla aşağıda verilmiştir.

Kaşgar 615/1218;Semerkand 616/1219;Herad,Meş-hed, Alamut 617/1220-21; Kırım 620/1223; Budapeşte 629/1231; Moskova 635/1237; Kiev 637/1239; Bağdad, Halep 656/1258; Hama, Ayn Câlut 659/1260; Delhi 697/ 1297-1306.

Onüçüncü yüzyılda Çin'in çok büyük bir bölü-mü, Türkistan (14), İran, Irak, Suriye, Anadolu, bugünkü Rusya, Kafkasya, Kırım, Ukrayna, Po-lonya, Tatarlar (Moğollar) tarafından zaptedildi. Bu Tatar hakimiyeti altında yaşayan milletler de Tatar (Moğol) sülâlesinden hanedanların idare-sinde yaşadıkları için "Tatar" diye anıldılar. (15) Böylece, ondördüncü yüzyıldan başlayarak "Ta-tar" kelimesi kavmi, etnik, soyla ilgili bir söz de-ğil, ra'iyyet olmayı, tebe'iyyeti (uyrukluğu),-hu-kuki durumu farklı olmakla birlikte-vatandaşlığı ifade eden bir deyim haline geldi. Yani, artık "Ta-tar" sözü, etnik (kavmi) değil, siyasi bir anlam ve içerik kazandı. Türk ülkeleri dışındakiler zaman-la Tatar (Moğol) hakimiyetinden çıktı. Hazar De-nizi ve Karadenizin kuzeyindeki bölgelerde ya-şayan Türk topluluklarında Tatar siyasi ismi de-vam etti. Cıngız Han'ın diğer oğlu Cuci'nin oğlu Batu Han'ın hükümdarlığında, Karadeniz ve Hazar Denizinin kuzeyinde , Arapların ve Avru-palıların "Altın Ordu" , Rusların "Zolotai Orda" dedikleri Kök (Gök) Ordu Devleti ortaya çıktı. Batu'nun kardeşi Burka Müslüman oldu. 1255 yılında Kök Ordu Han'ı olunca Müslümanlığını ilan etti. Bereke (16) adını alan bu zat, Altın Or-du'nun ilk Müslüman hanıdır. Bereke Han, Ana-dolu Selçuklu hanedanından bir hanımla evlendi. Bu evlilikten doğan oğlu İzzeddin'e, Solhat ve Sudak şehirleri ve yörelerini verdi. İzzeddin ve annesi, binlerce Müslüman Türk'ü Anadolu'-dan Kırım'a getirip yerleştirdiler. (17) İslâm Gök Ordu'da hızla yayıldı ve çok sağlam bir şekilde yerleşti, kök saldı. (18)


 

13.yüzyılın ikinci yarısında Moğol İmparatorluğunun bölünmesiyle ortaya çıkan devletler ve bu devletlerdeki ezici çoğunluğu oluşturan Türklerin konuştukları lehçeler yukarıdaki haritada görülmektedir.

Gök Ordu (Altın Ordu) da hanedan Cıngız Han soyundandı, fakat "Türk unsuru o kadar kuvvet-liydi ki ondördüncü yüzyıl başlarında Altın Ordu bu unsurun tesirine direnemedi ve bir Türk Dev-leti haline geldi. "(19) Gök Ordu Hanı Toktamış 1396'da Timur'a yenilince, bu hanlık parçalan-dı; toprakları üzerinde Kazan, Kırım, Astrahan ve Kasım (Sibir) Hanlıkları kuruldu. Bu hanların sadece hanları ve yüksek kademedeki idareci-leri gerçek Tatar, yani Moğol idiler, fakat, idare edilenlere de, hükümdarlarından dolayı Tatar denildi. Türkistandaki Türklere, başlarındaki Özbek Han'dan dolayı Özbek denmesi, son Gök Ordu Han'ı Toktamış'a karşı ayaklanıp sa-vaşan tümen (10.000 atlı) beyi Nogay'ın buyru-ğu altındakilere ve onların günümüze kadar ge-len torunlarına Nogay adı verilmesi, Osmanlı idaresindekilere Osmanlı denilmesi gibi. Za-manla hanlar ve yöneticiler de Türkleştiler. Me-selâ, Kırım'ın ünlü kahramanı, 16. yüzyılda ya-şamış olan Gazi Bora Giray Han, Türkçe söyle-yen birinci sınıf bir şair ve klasik Türk musikisin-de çok usta bir bestekârdır. (20) Nitekim,"Çarlık Rusyasının son yıllarında milliyet prensibi ön plâna çıkınca, Rusya'da ki halklar kendilerine " Türk" mü yoksa" Tatar"mı denmesi gerektiğini tartıştılar". (21)

Günümüzde, Rusya Federasyonu içinde, başkenti Kazan şehri olan Tataristan vardır. Bu ül-kede, halkın yarıdan biraz fazlası Müslüman,ya-rıya yakını da Rustur. Müslümanlar, Türkçenin Kuzey lehçesini konuşurlar. Ataları, İbn Fadlan' ın bahsettiği, 922 yılında (Anadolunun Müslü-man hakimiyetine girmeğe, Türkleşmeğe başla-masından 150 yıl önce) resmen İslâma girmiş olan İtil (Volga) Bulgarlarıdır. Arapça kaynaklar-da Saqaalibe (tekili:Saqlab) lafzıyla anılan İdil Bulgarlarını isteği üzerine Abbasi Halifesi ora-ya, İslâmı öğretecek, cami ve minber yapacak kimseler gönderdi. Giden heyette bulunan İbn Fadlan, bu sefer sırasında gördüklerini yazmış-tır. (Bulgarların öteki dalı, Karadenizin kuzeyin-den geçerek Balkanlara inenleri, 863 yılında hı-ristiyanlığa girip slavlaştılar; Bulgaristandakiler bunlardır.) Tataristandaki Bulgar Türklerinin leh-çesinde çok güzel Türkçe sözler yüzyıllardan beri yaşamaktadır; oda yerine bülme (bölme), Pazartesi karşılığı Başgün, örümcek ağı yerine ürmücek uyası (oyası), mide yerine aşkazan kullanılmaktadır. Şüphesiz, Tataristandaki, Türkçenin kuzey lehçesini kullanan Müslümanlar Türktür. "Tatar" kelimesi, onlar için kimlikleri-ni belirleyen bir yaftadır. Zamanı gelince, "Ta-taristan" sözünün "Kıpçakistan"'a çevrilme-si gerekir.

Öte yandan ,gerçek Tatarlar, Anadolu'da on-beşinci yüzyıla kadar görülmektedir. Moğolların Anadolu Selçuklularını 1243 yılında Kösedağı Savaşında yenmeleriyle Anadolu Moğol (Tatar) istilâına uğradı. Selçuklu Devletinin yıkılmasıy-la birçok beylikler ortaya çıktı. Bunların içinde, Osmanlı Beyliği en küçük, fakat İslâmi değerle-re bağlılıkta en samimi olanı idi. Diğer beylikler birbirleriyle uğraşırken Osmanlılar Bizans ve Avrupa'ya karşı cihad faaliyetlerine giriştiler. Kısa zamanda önemli bir devlet haline geldiler ve 4. hükümdar Yıldırım Bayezid Sivas ve To-kad yörelerini" kabail-i Tatardan (Tatar kabilele-rinden) olan Kadı Burhaneddin dest-i tagallü-bünden" (22) sıyırıp aldı. Daha sonraları da Anadoluda Tatar (Moğol) kabileleri vardı:"... zik-rolunan Qara Tatar taifesi Cıngıziler canibinden (Moğollar tarafından) i'zam olunan (gönderilen) aqvamdan (kavimlerden) olub murur-ı zaman (zamanın geçmesi) ile Qayseriyye ve Sivas ta-raflarında hayme-nişin (çadırda oturan) olarak tavattun etmişler (yerleşmişler) idi. Yıldırım Han merhum, Sivası havze-i hükümete idhal eyle-dikde (Osmanlı ülkesine kattığında) bunları te-kalif-i divaniyyeden mu'af idüb (bunlardan vergi almayıp) yalnız seferler vuqu'unda (olduğunda) hidemat-ı harbiyyede istihdam kılınmakda ol-duklarından (savaş hizmetlerinde kullanılmakta olduklarından) günden güne tekessür ederek (çoğalarak) kırk elli bin nüfusa baliğ olmuş ve Timurlenk Ruma (Anadoluya) teveccüh ettikde bunların ruesasını (başkanlarını), saltanat-ı Ru-mu va'd ile hafiyen celb eylediğine mebni (kendi tarafına çektiğinden dolayı) der ceng-i evvel tai-fe-i merkume (bu anılan zümre) Timur askerine iltihak eylemişler idi. İş bitdikten sonra Timur her ne mütaleaya mebni ise (görüşe, düşünceye dayanarak) bunları beraber götürmeği tensib idüb lâkin rizalarıyla gitmeyecekleri malüm olduğundan asakir-i külliye ile cevanib-i erba'a-larını (dört taraflarını) ihata ederek (kuşatarak) alub gitmiştir ki Timur'un Rum'da (Anadolu'da) olan ef'alinin (yaptıklarının) en hayırlusu budur. "(23)

Daha sonra, Yıldırım'ın oğlu Çelebi Mehem-med İskilip civarında üç-beş bin çadır halkı gö-rüp bunların "Tatar sergerdelerinden Minnet Beğin tevabiatı olduğu" nu öğrenince, hepsinin, Balkanlarda Filibe civarında yerleştirilmelerini emretti. Bu Tatarların yerleştiği yere "Tatar Pa-zarı" denildi. (24)

Böylece şu durum ortaya çıkıyor ki, Anadolu'-da Moğol (Tatar) hakimiyeti devam etseydi, Os-manlı Devleti veya başka bir güçlü siyasi kuru-luş ortaya çıkmasaydı, Anadolu'da yaşayanlar da Karadeniz'in kuzeyinde olduğu gibi, başların-daki Moğol hanedanlardan dolayı, büyük bir ihti-malle "Tatar" diye anılacaklar, bu kelime onların etnik değil, fakat siyasi yaftası olacaktı. Yine, çok büyük bir ihtimalle, Gök Ordu'da ve ondan sonra kurulan hanlıklarda olduğu gibi, hakim Moğol (Tatar) hanedanı ve Moğol kökenliler Anadolu'da Türkleşeceklerdi.

Öte yandan, "Tatar" diye anılan bu kavme "Moğol" denmesi, "Cıngız Han" zamanından sonra olmuştur. Moğol tabiri Moğolistan ve Orta Asya'da yerleşmiş fakat Moğol İmparatorluğu-nun batı kısmında hiçbir zaman yaygınlaşma-mıştır. ...Daha sonraları Rusya'da ve Avrupa'da, Osmanlılar dışındaki bütün Türk halklarına Ta- tar dendiğini"(25) görüyoruz.

Bilindiği gibi , insanın anadili, onun soyunu ,kökenini belirleyen en önemli unsurdur. Dil kul- lanılırken, konuşmada, söyleyişte fark olursa, bu farka "ağız" veya "şiyve" denir.Erzurum ağzı, Kayseri ağzı gibi. Fark, yazıya geçerse, "lehçe" (diyelek) adını alır. Türk lehçelerinin çeşitli tas- nifleri vardır. En belirgin hatlarıyla 4 lehçe kabul edilir.

1- "Türkçe" dediğimiz Anadolu lehçesi (Oğuz lehçesi, Batı Türkçesi, Lehçe-i Osmanî)
2- Azeri lehçesi: En büyük temsilcisi, meşhur şair Fuzuli.
3- Türkistan Türkçesi: (Çağatayca, Hakani lehçesi, günümüzdeki Özbekçe) En büyük şairi Ali Şir Nevai
4- Tatarca denilen, Kırım ve Kazan Türklerinin konuştuğu Kuzey lehçesi. (Kırım'ın yalıboyunda İstanbul Türkçesi, iç kısımları ile Kuzeyde Tatar-ca konuşulurdu. )

SONUÇ:

"Tatar" kelimesi 13. yüzyılda"Moğol" kelimesi-nin yerine kullanılmıştır. Tatarlar (Moğollar), Çin, Türkistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye, Sibirya, Rusya, Doğu Avrupa, Kırım ve Polonya'yı 13. yüzyılda zaptettiler. O zaman Hazar Denizinin ve Karadeniz'in kuzeyinde Göktürk, Hun, Peçe-nek, Kıpçak ve Bulgar Türklerinin torunları ya-şamaktaydı. Tatarlar (Moğollar) 13. yüzyılda bü-tün bu bölgeleri zapettikleri zaman, bu işi ger-çekleştiren ordularında, Türkistan'dan gelen ye-ni Türk kütleleri de vardı. Gerek eskiden Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyinde yerleşmiş olan, ve gerekse Moğol ordusunda gelen kala-balık Türk kütleleri, Moğol hakmiyetinde yaşadı-lar. Moğol hakimiyetinde Hazar Denizi ve Kara-deniz'in kuzeyinde ve Rusya'da yaşayan ve Ta-tarca denen Kuzey Türkçesini konuşan Müslü-manlar, bunların torunlarıdır. Çıkan netice şu-dur ki; "Tatar" kelimesi, yirminci yüzyılda soy gösteren, başka bir deyimle kavmî, etnik bir tabir değildir. Tarihi kimliği bildiren bir söz-dür. Nasıl ki Osmanlı idaresinde yaşayan her ferd Osmanlı idi, Osmanlı tabiiyetinde idi, Os-manlı uyruğu idi; Ermeni, Yahudi, Rum, Arap, Çerkes, Gürcü, Arnavut vb. Osmanlı idi, Tatar (Moğol) idaresinde yaşayan Kuzey Türkleri de öylece "Tatar" idi. Kısacası, yirminci yüzyılda, kendilerine "Tatar" denilen Rusya Müslü-manları, Moğol değil , ataları Moğol (Tatar) idaresinde yaşamış ve zamanla Moğollarıda Türkleştirmiş olan Türklerdir.

Not: Bu yazı daha evvel EMEL dergisinin Mayıs- Haziran 1996'da çıkan 214. sayısında yayınlanmıştır. Sayın hocamızın (hemşehri-miz) izinleriyle tekrar yayınlanmaktadır.

AÇIKLAMALAR:

1- Shirin Akiner, Islamic Peoples of the Soviet Union, (London: 1986) p.55

2- Batılılar, Türkistanlı bir Türk olan Timur'u Tatar zanne-derler; bkz: Stanley Lane-Pole, Turkey (London :1986) p.74:"Asil Tatar Timur"; Stanford Shaw, History of the Otto-man Empire and Modern Turkey (Cambridge:1976) I,p.32:" İran'ı işgal eden güçlü Tatar, Timurlenk".

Halbuki, Timur Türktür, anadili doğu (Çağatay) Türkçesi-dir, Moğolca değildir. Kişinin soyunu, anadili belirler. Adı o zaman kullanılan İslâm yazısındaki t y m u r harfleriyle yazı-lır. T y m u r harfleri ile yazılan bu kelime, kuzey türkçesinde Temür veya Temir, Batı (Oğuz ,Osmanlı) Türkçesinde ise Demir diye okunur. Osmanlılar zamanında, 20. yüzyılın ilk yıllarında yapılıp işletmeye açılan, İstanbul'u Medine-i Mü-nevvere'ye bağlayan Hicaz Demiryolu, o zaman kullanılan harflerle; Hicaz Tymur Yoly olarak yazılıyordu. Yani, Arap-çada ki t y m u r harfleriyle yazılan kelime, Batı Türkçesinde demir diye okunur. O Türkistanlı hükümdarın adı, Batı Türk-çesinde adı Demir'dir. Ankara Savaşı'ndan önce bir ara iş-gal ettiği ve hiç sevilmediği Sivas'da "Lek Demür" diye anı-lır. Bilindiği gibi, topallığından dolayı, Aksak Timur veya Timurlenk adıyla meşhurdur. "Lenk" Farsça "Topal" de-mektir. Sivas ağızında hafifleşerek "Lek" haline gelmiştir. "Topal Demir" demektir.

3- Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Name-i Hümâyun Defteri 5,ss.205-208.

Osmanlı Sultanı ikinci Mustafa, Kırım Hânı Hacı Selim Giray'ı uğuru yaygın bu yılda dahî kararlaştırılmış olan Kutlu Gazâ ve Semâvî Cihad'a, bütün emirler, şecâat bürünmüş (yiğitlik timsâli) mirzâlar ve hayvan avlar gibi düşman avlayan Tatar halkıyla birlikte katılmalarının Semâ-vî (mesaj: İslâmın temsilcisi Halîfenin) ümid (i) olduğunu bildirip çağırmaktadır.

4- İbnul Esîr, el Kâmil fi'târikh (Beyrut:1982) c.XII, s.358.

5- age.,XII, 361.

6- age.,XII,369.

7- age.,XII,387.

8- age.,XII,397.

9- İbn Kesir, el Bidaye ve 'n Nihaye (Beyrut:1985)c.VII,s. 127.

10-İbn Haldun, Kitabu'l İber (Beyrut:1981) c.V,s.593.

11- İsmail R. Faruqi and Lois Lamya al Faruqi, The Cultural Atlas of Islan (New York: 1986) p.253.

12- Shirin Akiner, Loc. cit.,55

Günümüzde "Rusya" denilen ülkeyi, Ruslar, daha son-raki yıllarda ele geçirdiler. Rusları anavatanı, bilindiği gibi, Baltık Denizi yakınlarında pek de geniş olmayan bir bölge-dir. Oradaki Slavlar kendilerini idare edemedikleri için, "Rus" isimli bir İsveçli prens tarafından yönetildiler."Rus" adı da böyle yaygınlaşmış olsa gerektir. Anadoluda ki Türk lerin Türkistan'a dönmelerini ileri süren Jirinovs ki'nin man-tığına göre , (her millet kendi asli yurduna gideceğine gö re ) Rusların da Baltık yöresinde ki o bölgeye dönmeleri gere-kir.

13- Aknerli Grigor, Mogol Tarihi. çev: Hrand D. Andreasyan, İst. Üniversitesi Ed. Fak. Yayını, İstanbul,1954, s.39

Miladi 1271 (720) yılında yazılmış olan bu kitapta, Moğol-lardan, daima Tatarlar diye söz edilmektedir.

14-"Türkistan" yerine "Orta Asya" deyimini Ruslar ve Avrupalılar kullanırlar. Bu deyimi J. Stalin de tervic etmiştir. Batı Türkistan da Türkmenistan,Özbekistan, Tacikistan, Kazakistan ve Kırgızistan yer almaktadır. Doğu Türkistan ise Çin hakimiyetindedir. Çinliler oraya Sinkiyang (yeni kazanılmış ülke) adını vermişlerdir.

15- Kazanlı bir Türk olup Kazan Millet Meclisi üyeliği de yapmış olan Abdullah Battal Taymas, Kazan Türkleri (İstanbul 1341/1925, s.16) adlı eserinde şöyle demektedir. "Kazan Türkleri, Tatarlara bir nevi korku ve düşmanlık ile bakmış olsalar gerekdir, çünkü onlarda "Tatar barda khatar bar" (nerede Tatar olursa, orada tehlike var.), "Tatar töre bolsa, çabatasın törge iler" (Tatar hakim olursa, çarığını baş köşeye çıkarır.) gibi birçok örnekler vardır.

16- Arapça kelimelerde, durma halinde, sondaki yuvarlak te okunmadığı için Bereke diye okunur. Türkçe'de de kulla-nılan bereket demektir. Ayni durum, "Nizamiye" , "Hakimi-yet-i Milliyye" ,"Külliyye" kelimelirinde de görülür. Hepsinin sonunda yazılıp da okunmayan (daha doğrusu "h" sesiyle okunması gerekirken ihmal edilen) yuvarlak te vardır.

17- Ataullah Bogdan Kopanski, The Sabres of two East, an Untold History of Muslims in Easttern Europe (Islamabad: 1994)p.38

18- Kırım Türkçesinde "Güney","Kuzey" yerine; "Kıbla", "Sırt" denilmesi bunun çok güzel bir örneğidir. Kırımlının yüzü Kâbeye, sırtı Kuzeye dönüktü. 1853'de başlayan Kırım savaşı sırasında, Kırım'ın Güney ucundaki Akyar, Osmanlı gemileri tarafından topa tutulurken Kırımlıların söylediği "Kıbladan kelgen top seslerin kurtuluşka corayman" bu gerçeği göstermektedir.

19- Shirin Akiner, Loc. cit. , 55.

20- Kırım Hanı Gazi Bora Giray'ın şu mısraları, şiir san'-atındaki üstünlüğünün ölümsüz delilidir.

Raayete meylederiz kaamet-i dil-cu yerine
Tuuğa dil bağlamışız kakül-ü hoş- bu yerine
Severiz esb-i hünermend-i sabah-reftaarı
Bir peri-şekl sanem, bir gözü aahu yerine

Gönül çekici sevgili endeamı yerine bayrak aşığıyız
Sevgilinin hoş kokulu saçları yerine Tuğa gönül vermişiz
Tapılacak kadar güzel, ceylan gözlü yerine
Cihad yolunda rüzgar gibi uçan küheylanı severiz.

Şiiir bütünüyle bir şahaserdir. Bayrak-sevgili endamı, sevgilinin saçı - at kuyruğundan yapılmış tuğ münasebetle-riyle başlayan bu gazelin etraflıca açıklanması oldukça uzun sürer. Burada şu kadarına işaret edelim ki; bu gazel , bilhassa Saba rüzgarı gibi giden hünerli attan bahseden üçüncü mısra, hakkı verilerek okunduğunda süratle koşan atın nal sesleri yankılanır.

21- W.Bartholt, "Tatar" , Encyclopaedia of Islam (Leiden: 1934) IV, p.701

22- Mustafa Nuri Paşa, Netayicu'l Vuku'at , İstanbul 1327, I,s.10,

23- Ibıd., s.24

Barthold, İbn Arabşah'a göre, Yıldırım Bayezid'in tavsiyesi üzerine Timur'un bu Tatarları (Moğolları) alıp götürdüğünü belirtir: agm.,s.701

24- Mustafa Nuri Paşa, age., s.30;w.Barthold, agm.,s.701.

Barthold, Tatarların Rumeline nakil tarihi olarak 1419 yılını verir.

25- W.Bardhold, agm., s. 701 
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Offline Offline

Beyanat sayısı: 87


Azalıq malümatı
« Cevap #1 : 2010 mart 12, 18:23:39 »

........................
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Offline Offline

Beyanat sayısı: 87


Azalıq malümatı
« Cevap #2 : 2010 mart 12, 19:24:35 »

okumadan yorum yapmaya ne denir
Logged
Saife: [1]
  BASTIR  
 
Barmağa istegen yeriñiz:  

MySQL ile küçlendirildi PHP ile küçlendirildi Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 keçerli! CSS keçerli! Dilber MC Theme by HarzeM