KIRIM’DAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ÜZERİNE
zaferkaratay@qha.com.ua , 2009-12-26 .
(Bu metin, 12 Aralık 2009 tarihinde Bursa’da yapılan “Yakın Tarihimizde Türk ve Müslüman Soydaşlarımıza karşı yapılan insan hakları ihlalleri Sempozyumunda’ yaptığım konuşmadır)
Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944’de vatanları Kırım’dan topyekün olarak sürgün edilmelerini göç ettirme olarak niteleyen oldu. Bu facianın boyutunu ve yapılış şeklini hala anlayamayanlar var. Sürgün edilenlere hazırlanmaları için en çok 15 dakika verilmişti. Gece yarısı kapıları çalınan, kırılan ne olduklarını ne olacaklarını anlayamayan, korkmuş şaşkın insanlar 15 dakikada ne kadar hazırlana bilirlerdi ki?
Kaldı ki pek çok yerde o süre de verilmemişti. Üstelik erkeklerin çoğu harpte Nazi Almanyası’na karşı savaştaydılar. Olan erkeklerde sürgünden bir iki gün önce mecburu çalışma kampı vb bahanelerle göz altına alınmışlardı..
Hayvan vagonlarına doldurulan insanlara kısa sürede bitlendiler. Yollarda günlerce kapıları açılmayan vagonlarda götürüldüler. aç bırakılan bu insanlara tuzlu balık verildi. Daha sonra susuzluktan kıvranırlarken trenler bataklık arazilerde durduruldu.. İçenler tifus,vb bulaşıcı hastalıklara maruz kaldılar. Gittikleri yerlerde, kovuklarda, çukurlarda, ahırlarda barakalarda yaşadılar. Stalin ölene kadar yaşadıkları yerleri terk etmeleri yasaktı..
Ben 1993 senesinde Kırım Belgeselini çekerken bu insanları ve yaşadıkları vahşetin boyutunu tanıdım. O zamana kadar gerçekten bu sürgün faciasının dehşetini tam olarak anlamış ve idrak etmemişim..
Hayatımda en çok ağladığım ve yüreğimin sızladığı dönem bu belgeseli yaptığım dönemlerdir. Nüfusunun yaklaşık %46’sını kaybettiren bu facia nasıl olur da sıradan bir göç ettirme olarak tarif edilebilir.? Bu soykırım değildir de nedir.?
Ama bu insanlar, Kırım Tatarları yaşadıkları onca facia, baskı, sindirme kampanyaları, hapishaneler ve nice haksızlıklara rağmen şiddete başvurmadılar. Teröre başvurmadılar.
Kırım Belgeselini çekerken, Cengiz Dağcının romanlarında ölümsüzleştirdiği Gelin Kayası’nın hemen altında çadırlarda yaşayan Kırım Tatarları ev kurmak için mücadele ediyorlardı. Burada çadırda yaşayan, hemen alt tarafta bağ ve onun altındaki ev babasının evi olan Fatma teyzeye evlerindeki Ruslara niçin “bu ev benim babamın eviydi, boşaltın evimizi ben yaşayacağım demedin” diye sorduğumda, “vay balam onların bir kabahati yok. Stalin onları bizi buradan sürdükten sonra getirip yerleştirdi. Ne yapsın garipler. Ama ne de olsa evimize bakıp bakıp ağlıyorum” demişti..
Sadece Fatma teyze değil, bütün Kırım Tatarları böyle bir talepte bulunmadılar. Kendi mağduriyetlerinin başkalarının mağdur olmasıyla giderilsin istemediler..
Ukrayna Cumhurbaşkanı Yuşçenko bu sene içerisinde Ukrayna gizli servisine 18 Mayıs 1944 sürgününü yapanlar ve katılanların tespit edilmesi suçluların ortaya çıkarılması için bir emir verdi.. Ukrayna Gizli servisi şimdi Kırım’da sürgünü yaşayan insanların ifadelerine başvuruyor.
Ayrıca Kırım Tatar Milli Kurultayı bir “Soykırım” komisyonu kurdu ve sürgün ile ilgili bilgi ve belgeleri topluyor. Daha şimdiden 100 den fazla kişi kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa A. Kırımoglu’na dilekçe ile başvuruda bulundular.
Kırım’da şartlar değişiyor. Elbette SSCB döneminde değiliz. Kırım’a ilk dönülen yıllarda değiliz. Ama eskisi kadar şiddetli olmasa da Kırım Tatarlarına karşı ayırımcılık devam ediyor. Kimi açık kimi gizli düşmanlıklar sürüyor Güvenlik güçlerinin Kırım Tatarlarına karşı yaptıkları insan hakları ihlallerinin pek çok örneğini verebiliriz. Keza Kırım Tatarları adil yargılanma haklarına da tam sahip değiller. Toprak.davaları güvenlik güçlerinin tutum ve saldırılarıyla ilgili vb pek çok davada ayırımcılık yapılıyor, adil yargılama yapılmıyor. Kırım Tatarları iç hukuk süreçlerinde ve konularını Avrupa insan hakları mahkemesine, uluslar arası boyuta taşınması için mücadele veriyorlar.
2017 yılı Kırım Tatarları için çok mühim. 1917 de topladıkları Birinci Kırım Tatar Milli Kurultayı ve Kurultayın ilan ettiği Türk Dünyasındaki ilk cumhuriyet olan Kırım Demokratik Halk Cumhuriyetinin kuruluşunun 100 yılını kutlamaya hazırlanıyorlar. Hep acılarla, göçlerle, sürgünlerle geçmiş yakın tarihlerinden sonra bu yılı bir bayram, bir festival olarak coşkuyla kutlamak arzusundalar. Ama aynı zamanda 2017 Rus Karadeniz Donanmasının anlaşma süresinin dolduğu yıl. Rusya buradan çekilmeyi asla düşünmüyor.Kalmak için elinden geleni yapıyor, yapacaktır da.
Kırım’da radikal dini gruplar kullanılıyor. Hangi radikal örgütün hangi gizli servisin kontrolünde olduğu herkesce biliniyor. Rusya Gürcistan savaşı döneminde Rus diplomatlar Kırım’da çok yoğun bir şekilde pasaport dağıttılar. Bu yıl Ukrayna’nın sınır dışı ettiği Rus diplomatların sınır dışı edilmeleri gerekçeleri arasında, “ Kırım Tatar Milli Meclisi ve Kırım Tatarları arasında Rus yanlısı gruplar oluşturmak ve desteklemek ve Kırım Tatarlarını bölmek faaliyetleri olduğu, hem Rus hem Ukrayna basınında yazıldı.
İnsan hakları ihlallerinin dünya kamuoyuna taşınması ve anlatılması için Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa A Kırımoglu’nun Nobel Barış ödülü alması iyi bir fırsat olacaktır. O yaptığı mücadeleyle ve mücadelesindeki prensiplerle bu ödülü çoktan hak etmiştir. Yüz binlerin gönlünde bu ödülün sahibidir. Keza bu sene iyice tırmanan Çin’de zülume uğrayan mazlum Uygurların sesi olan Rabia Kadir de Nobele aday gösterilmelidir.
Bu konuşmamı, “Yakın Tarihimizde Türk ve Müslüman Soydaşlarımıza yapılan İnsan Hakları İhlalleri Sempozyumu” sonuç bildirisi için Kırım Tatarları hakkında, sempozyuma Katılan Kırım tatar Milli Meclisi üyeleri ve Kırım Dernek temsilcilerinin görüşü alınarak hazırladığım şu teklifin yer almasını istiyoruz….
18 Mayıs 1944’de Vatan Kırım’dan top yekün sürgün edilen ve büyük ve eşsiz bir mücadele ile, teröre, şiddete başvurmadan demokratik ve barışçı yöntemlerle Vatanları Kırım’a dönebilmişler ancak haklarını tam olarak henüz elde edememişlerdir..
Bu itibarla:
Ukrayna tarafından Kırım Tatarlarının Kırım’ın tarihi ve yerli halkı olarak tanıyan kanunun bir an önce acilen kabul edilmesini ;
Ana dilde eğitim imkanlarından tam olarak engelsiz yararlanabilmeleri için gerekli yasal ve ekonomik tedbirlerin alınmasını;
Kırım’da çok sık yaşanan Kırım Tatarlarına karşı açık ve gizli olarak güvenlik güçlerince yapılan insan hakları ihlallerinin;
Keza buna bağlı olarak. Toprak meselesi ve pek çok adli vakalarda mahrum bırakıldıkları adil yargılanma haklarının tam olarak sağlanması için gereken tedbirlerin alınmasını;
Kimi güçlerin Kırımdaki radikal dini örgütleri kullanarak engelledikleri ibadet ve inanç özgürlüğünün sağlanması için tedbirlerin alınmasını ve önce izin verilen daha sonra çeşitli bahanelerle Kırım Parlamentosu ve Akmescit Belediyesi tarafından engellenen Akmescit’teki Cuma camisi yapılmasına derhal izin verilmesini;
Sayıları 100 000 civarında tahmin edilen Özbekistan’da yaşayan Kırım Tatarlarının Kırım’a dönüşlerinin önünüdeki engellerin kaldırılmasını talep ediyor ve uluslar arası kamuoyu ve kuruluşları bu konuları yakından takibe davet ediyoruz.
Sempozyum katılanlarının Mustafa Kırımoglu ve Rabia Kadir’in Nobel barış ödülü adaylığı için gerekn ça.ayı göstermelerini diliyoruz…