Alem-i Medeniye
Haberler:
 
*
Selâm, Musafir. Lütfen kiriş yapıñız ya da aza oluñız.
Faalleştirme (aktivatsiya) mektübiñiz kelmegen olsa bu yerge basıñız.
2012 mayıs 22, 13:07:07


Qullanıcı adıñıznı, paroliñizni ve faal qalma müddetini kirsetiñiz


Saife: [1]
  BASTIR  
Yollağan Mevzu: Şark-i Türkistan'daki soykırım  ( 496 kere oqulğan)
metehanoğlu
Full Member
***
Offline Offline

Beyanat sayısı: 87


Azalıq malümatı
« : 2010 mart 04, 20:34:45 »



Dünya Uygur Kongresi  Kurucu Başkanı Erkin Alptekin, "Doğu Türkistan" olarak adlandırdığı Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde Uygur Türklerine karşı 60 yıldır gerçek anlamda bir soykırım yürütüldüğünü söyledi.

    * Doğu Türkistan'da 60 yıldır soykırım yapılıyor -

Bölgedeki Türklerin mücadelesinin dünyaya anlatılmasına ömrünü veren yazar ve siyasetçi İsa Yusuf Alptekin'in de oğlu olan ve Almanya'da yaşayan Erkin Alptekin, AA muhabirine, Uygur Türklerinin gözünden Urumçi'de yaşananları ve Uygur Türklerinin yaşam mücadelesini anlattı.

Olayların nedeni olarak, 26 Haziranda Guangdong eyaletine bağlı Shaoguan şehrindeki bir fabrikadan çıkan Uygurların hiçbir sebep yokken saldırıya uğramasını gösteren Alptekin, resmi kaynaklara göre 2 kişinin öldüğü olayda saldırganlar hakkında bir işlem yapılmamasının Uygurları sokağa döktüğünü söyledi.

Alptekin, suçluların yakalanması için Urumçi'de 5 Temmuzda 800'ün üzerinde Uygurun iyi niyet göstergesi olarak ellerinde Çin bayrakları ile yürüyüş yaptığını, ancak gruba Çin güvenlik güçlerince sopalarla müdahale edildiğini, grubun dağılmaması üzerine de grubun üzerine ateş açıldığını anlattı.   Alptekin, olayda hayatını kaybedenlere ilişkin Çin'in verdiği resmi rakamların inandırıcı olmadığını ifade etti.

Uygur kaynaklarına göre 2 bin kişi öldü

Ertesi gün devam eden kargaşada hayatını kaybeden Uygurların sayısının ise Uygur görgü tanıklarına göre yaklaşık 2 bin olduğunu belirten Alptekin, o gün yüzde 90 civarında Çinli'nin yaşadığı bölgede Çinlilerin ellerine kılıç, bıçak, balta gibi ne varsa geçirip, önlerine gelen Uygura saldırdıklarını söyledi.

Yine görgü tanıklarına göre, bu kargaşada şehirdeki bir sağlık merkezini basan Çinlilerin 2 Uygur kızını öldürdüğünü anlatan Alptekin, yine o gün özellikle Uygurların seyrek olarak yaşadıkları mahallelerde evleri yakarak, içindeki Uygurları, çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürdüklerini ifade etti.

Alptekin, bu saldırıları yapan Han Çinlilerine hiçbir güvenlik gücünün müdahale etmediğine de işaret etti.

Çinli göçmen yerleştirme politikası

Alptekin, Çin hükümetinin bölgeye Çinli göçmen yerleştirme politikası sebebiyle Urumçi'de Uygur nüfusunun yüzde 20 olduğuna, ancak yerli Çinlilerin Urumçi'nin sadece yüzde 10'unu oluşturduğuna dikkati çekti.   "Doğu Türkistan'da 60 yıldan beri böyle 400 vaka oldu" diyen Alptekin, binlerce Uygurun 1990'da ve 1997'de yaşanan kanlı olaylarda öldürüldüğünü, idam edildiğini kaydetti.

Alptekin, "Sayın Başbakan'ın da ifade ettiği gibi, Doğu Türkistan'da sadece bu olaylar değil, hepsini ele aldığınız zaman Doğu Türkistan Türklerini özellikle Uygurları hedef alan gerçek anlamda bir soykırım yürütülüyor" diye konuştu.

Petrol zengini ama yararlanamıyor

Bölge topraklarının çok zengin olduğunu, ancak Uygur Türklerinin bunlardan faydalanamadığını belirten Alptekin, şöyle konuştu: "60 yıldan beri Çin'in Doğu Türkistan halkına karşı yürüttüğü siyasi baskı, ekonomik sömürü, kültürel asimilasyon, etnik açıdan aşağılama siyaseti devam ediyor. Doğu Türkistan Türkleri kendi ülkelerine yabancı. Bugün Japon ve Amerika'nın tahlillerine göre Doğu Türkistan'daki petrol yatakları Suudi Arabistan kadar zengin. Doğalgaz yatakları da keza öyle. Ama bunlardan Doğu Türkistan halkı hiç faydalanamıyor. Bizim halk aç bilaç ve sefalet içinde. Doğu Türkistan gençlerinin yüzde 90'ı işsiz. Bütün işyerleri Çinlilerin elinde. Kış ayında giyecek ayakkabı yok, ayaklarını kış ayında bezle sarıp dolaşıyorlardı. Benim akrabamın palto şeklindeki bir çapanı vardı. Bu çapanı 20 senedir giyiyordu. Lime lime olmuştu. Bize getirdikleri sefalet açlık işsizlik." Dünya Genç Uygur Kurultayı ile Doğu Türkistan Milli Kurultayı'nın 2004 yılında birleştiğini ve Dünya Uygur Kongresi'nin kurulduğunu anlatan Alptekin, kendisinin başkan seçildiğini, ancak kısa zaman sonra kalp krizi geçirdiği için başkanlığı bırakmak zorunda kaldığını anlattı. Alptekin, "Rahmetli babamın göz hastalığı vardı, kalp ameliyatı geçirmişti. Ben de artık eskisi gibi olamıyordum. Rabia Hanım kabul ettiler ve 2006 yılında ikinci kurultayımızda kendisini seçtik. Halkımızın yüzde 90'ı şimdi bu teşkilatın etrafında, bütün mesele bunu daha ileri götürebilmemiz" dedi. "Doğu Türkistan kaynayan kazan durumuna geldi" diyen Alptekin, "Hak arayan Uygurları Çinliler, 11 Eylül'den bu yana terörist olarak tanıtıyor.
http://korku.izlesene.com/video/korku__gerilim-iste-dogu-turkistan-soykirimi-goz-onunde-adam-oluy/1026106                                                                                DÜNYADA TÜRKLERE YAPILAN SOYKIRIMLAR

 

                Hepimizin çok iyi bildiği soykırımları Milletime tekrar hatırlatmak istiyorum:

                                         Artık gereğini yapalım...

                                                                                                                                                                                                                           Soykırım icra kurumu ABD, Fransa, Rusya, Çin, İngiltere’den oluşan kurumdur. Kendi yaptıkları soykırımları aklayarak kendi dışındaki tüm milletlere soykırım yargılaması yapmaktadır.

Türklere Uygulanan Soykırımlar...

İnsanlar “Sözde Ermeni Soykırımı” sözünü kullanırken zamanla “Sözde” kelimesi unutuluyor ve “Soykırım” olarak anılıyor. Bu bir psikolojik stratejidir. Spikerlerde aynı hatayı yapıyorlar. O yüzden Sözde Ermeni
Soykırımı yerine Batinin Ermeni İddiaları tabirini kullanmak daha makuldür.

1930 yılında kullanıldı ilk kez Soykırım kelimesi. Soykırım yasası 1948 yılında oluşturuldu ve o yıldan önceki olayların hukuken yargılanması söz konusu olamaz. Bu yasa Birleşmiş Milletlerce hazırlanmıştır. Raphael Lemkin Den Haag ta oluşturmuş olduğu ekip ile ilk olarak soykırım tabirini çıkartmıştır. Bu terim hukukçularca oluşturulan bir terimdir. Tarihçiler soykırım ile 1970 yılından sonra ilgilenmiştir. Lemkin’in şu iddiası ilginçtir: Hitler savaşı kazanmış olsaydı İngiltere ve Fransa’yı soykırımdan yargılayacaktı. Yani bu iddiadan şunu çıkartabiliriz: Soykırım teriminin fikir babası olan Lemkin, Soykırım iddiasında ancak güçlüler bulunabilirler. Hukuk güçlülerin hukukudur.

SOYKIRIMI İKİ BÖLÜMDE İNCELEYELİM:


1) Siyasi soykırım

2) Kültürel soykırım

Ülkeler soykırım taslağını oluşturmak için bir araya geldiklerinde şu şekilde soykırım pazarlığına başlamışlardır. Sovyetler birliği Siyasi katliamların, ABD, İngiltere ve Fransa ise Kültürel katliamların soykırım kavramından çıkartılmasını istemişlerdir. Yani her ülkede aksi taktirde kendilerini yargılamak durumuna düşeceklerdi. Bu bir soykırım pazarlığıydı. Oysaki Soykırımın anlamı: Ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu kendi çıkarları için yok etmektir.

Soykırım icra kurumu ABD, Fransa, Rusya, Çin, İngiltere’den oluşan kurumdur. Kendi yaptıkları soykırımları aklayarak kendi dışındaki tüm milletlere soykırım yargılaması yapmaktadır. Kendi devletlerinin yaptıkları soykırımıda aklamaktadırlar. Ne gariptir ki soykırım icra kurumu tamamen sistematik soykırımı kendileri uygulamaktadır. Bunların çocukları olan İsrailliler gizli kamp ve ceza evlerindeki yaptıkları ve yapmakta oldukları katliamları hukuki olarak yasallaştırmışlardır.

Herkes kendi kapısının önünü süpürsün:

Sözde medeniyet ülkesi Fransa Cezayir de 1 milyon kişiye işkence uyguladı. Bu soykırım kavramına girmiyor nedense.

*18. yüzyılın sonlarında mevcut Fransa 21 milyon Zaireliye soykırım uygulamıştır.

*İngilizler 2 milyon Kenyalıyı öldürmüştür.

*Christoph Colomb milyonlarca kişiyi katletti

*İtalyanlar 1 milyon Bedeviyi zehirleyerek ve açlığa terk ederek soykırıma uğrattılar.

*George Washington Vahşi hayvanların (Kızılderililerin) imha edilmesi gerektiğini belirtti ve katlettirdi.

Amerikalıların soykırım savunmaları çok ilginçtir: Sonuna kadar öldürmedikçe soykırım sayılmaz. Yani 200 milyon Kızıldereliden 199 milyonunu öldürüp de 1 milyonunu yaşatırlarsa soykırım olmazmış…

Amerika günümüzde Türkmen ve Araplara karşı Kuzey Irakta zehir içeren kimyasal silahlar kullanmaktadır Bu topraklar Amerikalılarca zehirlenmiştirler ve ancak 45000 yıl sonra eski haline döneceklerdir. Buda modern bir soykırımdır.

TARİHTE TÜRKLERE UYGULANAN  SOYKIRIMLAR:

1) Rumların Türklere uyguladıkları soykırım.

Times muhabiri bizzat Kıbrıs’ta Türk kadınlarının tecavüze ve çocukların katledilmesine seyirci olmuştur. 1974 yılında Türklere soykırım uygulayan Rum lideri günümüz AB ülkesi olan Yunanistan tarafınca kaçırılarak, Yunanistan’a getirilmiştir. Türklere ölüm emrini veren Papadoupoulos maalesef şu anda Güney Kıbrıs lideridir. Neden yargılanmıyor ama onore ediliyor?

2) Karabağlar/Azerbaycan: (Robert Koceryen)

Ermenistan başkanı bu soykırım emrini vermiştir. Ne tesadüftür ki o da yargılanmıyor ve onore ediliyor. Türkiye’de Ermeni vakkası Amerikan devlet başkanı Wilson Ermenilerce referans olarak gösterilen Morgenthal’i İstanbul’a elci olarak göndermesinden sonra
başladı.

Dünyada hiçbir Devlet azınlıklara bizim kadar hoşgörü ile bakmamıştır. Osmanlıda Ermenilerden 29 paşa 29 bakan 32 elçi yüzlerce subay, öğretmen, öğrenci mevcut idi. Anadolu da 166 ithalatçıdan 142 tanesi Ermeni idi. Hangi millet azınlıklara bu kadar kucak açmıştır?

Robert Kolejleri (ve başka isim altındaki üniversiteler) günümüzde de hain Ermeni eliteler yetiştirmişlerdir ve yetiştirmektedirler.

Rus belgelerine göre 600.000 Türk katledilmiştir. Balkanlardan Anadolu’ya kaçan 5 milyon Türk te katledilmiştir.

Talat Paşa 600.000 Türk öldükten sonra tedbirsel tehcir uygulamıştır. Bu tehcirdeki amaç koruma nedeniyle Ermenilerin başka bir yere sürülmesidir. Osmanlı Ermenilerin mallarını satmalarına müsaade ediyor ve cep harçlığı veriyor tehcir başlangıç aşamasında. İleride dönebilirler düşüncesi ile mal tespiti yaptırıyor. Yani bundaki amaç Ermenilerin Türkiye’ye geri döndüklerinde mallarının kaybolmamasıdır. Bunun adı soykırım mıdır???

Osmanlının iyi niyetinden faydalanarak kıllarına bile zarar gelmeyen Ermeniler günümüzde canlarını zor kurtardıklarını iddia ederek Fransa Amerika Irak gibi ülkelerde soykırım demagojisi yapmaktadırlar ve bir çoğu da kendilerini olmuş olarak kaydettirmişlerdir. Ermeniler cephede asırlardır beraber yaşadıkları Türklere ihanet ederek karşı düşman saflarında Türklere karşı savaştıklarında 300.000 Türk Ermenilerce  savaş esnasında öldürülmüştür. Tespit edilen hainler idam edilmişlerdir.

 

 

TARİHLERİYLE VE SAYILARIYLA YAŞANAN SOYKIRIMLAR

 





 

RUMLARIN KIBRIS'TA TÜRKLERE UYGULADIGI SOYKIRIM

Ingilizler 1912-1974 döneminde Kibris adasi üzerindeki
egemenliklerini
saglamak amaciyla Rumlar'in ENOSIS'i gerçeklestirmelerine göz yumup
Türklere
karsi saldiri baslattirdilar. 1912'de adada yasayan Rumlar Kibris'in
35
ayri
noktasında Türklere ait is-yerleri, camii ve evleri yakip yikmaya
insanlari
katletmeye basladilar. 1952 yilinda EOKA adli terör örgütü kuruldu.
EOKA
sistematik bir biçimde baslattigi saldirilarda 100 Türk'ü, 100
Ingiliz
vatandasini öldürerek 30 Türk köyünü yakti. 1963 yilinda EOKA'cilar
yeni
bir
etnik temizleme planini devreye soktular, bu saldirilarda 500 Türk
öldürüldü, 130 Türk köyü yakildi, 25 bin Türk evlerini terketmek
zorunda
kaldi.

YUNANLILARIN BATI TRAKYA'DA TÜRKLERE KARSI ASIMILASYON YOLUYLA
UYGULADIGI ETNIK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM

1923 yilinda Lozan'da imzalanan Türk ve Yunan azinliklarin
karsilikli
mübadelesine iliskin anlasmanin ardindan Yunan hükümeti Bati Trakya
bölgesinde yasayan Türkler üzerinde sistemli olarak etnik ve kültürel
soykirim baslatti. Bölgenin büyük bir bölümünü askeri bölge haline
getirip
sikiyönetim ilan edildi. Köyler arasında gelis-gidisler izne
baglandi,
Türk
azinligin pasaportlarina el konuldu. Türklerin hukuki, siyasi,
kültürel ve
dini haklarinin kisitlanmasi ibadetlerine izin verilmemesi gibi yogun
baskilar sonucu 400 bin Türk bölgeyi terk etmek zorunda kaldi.

BULGARLARIN TÜRKLERE KARSI UYGULADIKLARI ETNIK VE KÜLTÜREL SOYKIRIM
1970-89 yillari arasinda Bulgar hükümeti Bulgarlastirma adi altinda
ülkede
yasayan 1,5 milyon Türk, Pomak ve Çingeneye karsi bir asimilasyon
kampanyasi
baslatti. Ülkede yasayan 310 bin Türk'ün isimleri polis zoruyla
Bulgar ve
Hiristiyan isimleriyle degistirildi. Türkçe egitim veren okullar,
üniversitedeki Türk filolojisi bölümleri, Türkçe gazeteler ve camiler
devlet
emriyle kapatildi. Çocuklarin sünnet ettirilmesi yasaklandi. Çocuklar
bu
yasaga ragmen sünnet ettirilip ettirilmedigini kontrol edilmek için
zorla
saglik merkezlerine gönderildi. Mezar taslarinin üzerindeki Türkçe
isimler
yüzünden mezarlar yikildi, talan edildi. Türklerin Türk motifli
giysiler
giymeleri yasaklandi. Bu baskilara dayanamayip protesto gösterileri
yapan
Türklerin üzerine askeri birliklerce ates acildi. 1.000 Türk
Belene'deki
toplama kampina gönderildi. Baskilarin giderek artmasi sonucu 360 bin
Türk
zorunlu olarak Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldi.

 

TÜRK KARDEŞLERİMİZE YAPILAN SOYKIRIMLAR

 

 

Tarih Türklere karşı yapılan soykırımlarla doludur. Biz Türkler ağıt yakmayı bilmediğimiz (veya bunu yapmadığımız için) hiçbir zaman bize karşı yapılan soykırımları, zulümleri tarih yaddaşımıza kazımamış, çabuk unutmuşuz. Örneğin bize karşı yapılan bu soykırımları hiçbir zaman resmi olarak anmamışız. Aynı şekilde Türk tarihine baktığımız zaman da hep zaferlerimizi kutladığımızı, şehirlerimizin kurtuluş günlerini kutladığımızı, ancak hiçbir zaman kaybettiğimiz savaşları ve uğradığımız haksızlıkları ve hatta soykırımları anma gereği duymamışız. Hal böyle olunca da tarihimizin bir kısmı hep karanlık kalmış, sıradan insanlarımız tarihin bu yönünden fazla haberdar olmamıştır.

 

Oysa Türklerin Batıda Viyana’dan Doğuda ise Kafkaslardan çekilmeye başladıkları dönemden sonrası hep soykırıma uğradıkları hadiselerle doludur. Viyana’da, Bosna’da, Mora’da, Tri Poliçe’de Balkanların diğer bölgelerinde; yakın tarihimizde Bosna’da soykırıma uğrayan hep biz Türkler ve Müslümanlar olmuşuzdur. Diğer taraftan Kafkaslara baktığımızda, son iki yüzyılın tarih sayfasının hep Türklere karşı yapılan soykırımlarla dolu olduğu görülmektedir. İrevan Hanlığında, Bakü’de, Gence’de ve daha nice Türk bölgesinde katledilen hep Türkler olmuştur. Ancak bugün Batı kamuoyuna baktığımız zaman bu suçlamalara maruz kalan ne tezattır ki, hep Türklerdir.

 

Türklere karşı yapılan soykırımların en acımasızlarından birisi Azerbaycan Türklerinin uğradığı soykırımlardır. Azerbaycan Türkleri son 150 yıldır düzenli bir soykırıma tabi tutulmuşlardır. Bu soykırımların en sonuncusu ise 1992 yılı 26 Şubatı’nda Hocalı Kasabasında yaşanan soykırımdır.

 

Ermenilerin “Büyük Ermenistan’ı” kurmak için Azerbaycan Türklerini ilk planlı tehcir ve soykırımı 1905-1907 yılları arasında gerçekleşmiştir. Azerbaycan Türkleri daha sonra 1918-20 yıllarında ikinci defa güç tatbik edilerek kendi topraklarından sürülmüştür. SSCB döneminde Ermenistan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri 1948-53 yıllarında “büyük göçe” tabi tutarak yaklaşık 150 bin Azeri tarihi yurtları olan Ermenistan’dan kovulmuş ve Azerbaycan Türkleri üçüncü kez tehcire maruz bırakılmıştır. Son tehcir ve soykırım ise modern dünyanın gözleri önünde 1988 yılında başlayan çatışmalarla gerçekleşmiştir.

 

31 Mart Soykırımı

 

31 Mart 1918 yılında Ermeniler başta Bakü olmak üzere Şamahı, Guba, Kürdemir, Salyan ve Lenkeran şehirlerinde büyük soykırımlar yapmıştır. Sadece bir gün içerisinde Bakü’de 12 bin Türk öldürülmüştür. Bazı dış kaynaklara göre bu sayı 25 bin civarındadır. Şamahı şehrinde öldürülen Türk sayısı 7 bindi. Azerbaycan’da Mart ayında devam eden katliam ve soykırımlar Eylül ayına kadar devam etmiş ve Nuri paşa komutasındaki Kafkasya İslam Ordusu’nun duruma el koymasına kadar devam etmiştir. Bu katliamlar sırasında toplam 50 bin Azerbaycan Türkü öldürülmüştür. Kafkasya İslam Ordusu ise 1.100 asker ve 30 subay şehit vermiştir. Bugün Azerbaycan’ın çeşitli yerlerinde bu askerler anısına şehitlikler yapılmıştır. Bu gün 31 Mart 1998 yılından itibaren Azerbaycan Türklerine karşı yapılan soykırım günü olarak anılmaktadır.

 

Hocalı Soykırımı

 

26 Şubat 1992 yılında Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında Ermenistan ordusu sivil, kadın, çocuk, yaşlı ayırımı yapmadan 613 kişiyi en ağır işkenceler uygulayarak soykırıma tabi tutmuştur. Katledilenlerin 83’ü çocuk, 106’sı kadın ve 70’den fazlası ise yaşlıydı. Bu katliamdan toplam 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştur. 1275 kişi ise rehin alınmış, 150 kişi ise kaybolmuştur. Cesetler üzerinde yapılan incelemelerde cesetlerin yakıldığı, birçoğunun kafa derilerinin yüzüldüğü, gözlerinin oyulduğu, kulakları, burunları ve kafaları ile vücutlarının çeşitli uzuvlarının kesildiği görülmüştür. Aynı vahşetten hamile kadınlar ve çocuklar bile nasibini almıştır. Ermeniler tarafından Hocalı’da gerçekleştirilen bu vahşet, uluslararası camianın suç olarak kabul ettiği soykırım ve insanlığa karşı suçlar kapsamındaki tanımlamalarla birebir örtüşmektedir.


Hocalı soykırımına katılmış Ermenilerin yaptıkları uluslararası hukuki antlaşmaların - Cenevre Sözleşmesi, İnsan Hakları Beyannamesi, Vatandaş ve Siyasi Haklar Konusunda Uluslararası Sözleşme, Ateşkes Zamanında ve Askeri Çatışmalar Zamanı Kadın ve Çocukların Korunması Beyannamesi ve BM’nin 'Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşmesi' 2. Maddesinde yer alan “milli, etnik, ırkı veya dini bir grubu kısmen veya tamamen imha etme” biçiminde tanımlanan Jenosit/Soykırım kavramı ile tamamen örtüşmektedir. Ermenilerin Hocalı’da yaptıkları toplu katliam BM Soykırım Anlaşmasında Soykırımı düzenleyen 2. maddenin a) bendinde yer alan “bir grubun üyelerinin katledilmesi” ve b) bendinde yer alan “grup üyelerinin bedeni ve akli açıdan ciddi biçimde zarar verilmesi” koşulları ile birebir uyuşmaktadır.

 

Türkiye kendisine karşı 1915 yılı olayları sebebiyle bir soykırım suçlaması yapıldığı için dış politikasında soykırımlar ile ilgili herhangi bir girişimde bulunmamaktadır. Hatta TBMM’ye Hocalı Soykırımı ile ilgili getirilen öneriler de bu çerçevede reddedilmektedir. Ancak bu durum Türkiye’nin bu konuda sessiz kalması anlamına gelmemelidir. Türkiye başta 31 Mart ve 26 Şubat günleri olmak üzere bu konularda bazı girişimler içerisinde olmalıdır. Siz istediğiniz kadar bu konuları görmezden gelseniz de, siz dış politikanızda bu konuları size karşı başka suçlamalar olduğu gerekçesi ile gündeme almasanız da, size karşı kim ne yapmak istiyorsa zaten yapıyor. Dolayısıyla da Türkiye’nin kendi halkına karşı yapılan bu soykırımları anması ve dünya gündemine getirmesi gerekmektedir. Bunu yaparken de 1915 yılı ile paralellik kurmaması gerekmektedir. Zira 1915 yılında yapılan tehcir ve fakat hem 31 Mart 1918’de Bakü ve diğer şehirlerde ve hem de 26 Şubat 1992’de Hocalı’da yapılanlar sözün gerçek manası ile soykırımdır. Diğer türlü siz sessiz kaldıkça “Ermeniler dünyanın gözünde adeta sütten çıkmış ak kaşık” ve siz “soykırımcı” gibi suçlanmaya devam edersiniz. Bu sebeple biz bir gurup Türk aydını Hocalı’da yapılanları soykırım olarak değerlendirmekte ve tüm dünyadan da bunun böyle kabul edilmesini beklemekteyiz.

 

 

 

 

ÇİN’ de,RUSYA’ da, BALKANLAR’ da ,KIBRIS ’da, IRAK’ da  Soykırım ve  Türk Katliamı


--------------------------------------------------------------------------------


Türklerin köle gibi çalıştırıldığı yetmiyormuş gibi Türk kızlarına sarkıntılık yapan Çinlilerin tacizlerine sessiz kalmayan Doğu Türkistanlı gençlerin tepki göstermesi olayların fitilini ateşlemiş ancak Çin ordusu olayın tam tersi olduğunu Çinli kızlara ve çocuklara yönelik Türklerin yaptıklarına karşı hareket olduğunu iddia ediyor.
Bu senaryoya orada yaşayan binlerce Üniversiteli ve Akademisyenler inanmamış tepkilerini dile getirmek için olayları protesto etmiş, Çin Polisi saldırı ve ateşle karşılık vermiş çıkan olayda 500’ü aşkın Türk öldürülmüştü. Köleliğe, cinsel istismara boyun eğmeyen gençlere karşı etnik savaş başlatarak sindirmek, zaten bölgede varlıklarını istemedikleri Türkleri artık bölgelerinden silmek dertleri.
Orta Asya Türklerine yaşatılan baskılara, yapılan köle muamelesine sessiz kalınmadıkça katliamın boyutlarının genişlemesinden endişe ettiğim gibi Kaşğar’da yine olaylara tepki için düzenlenen miting de binlerce Türk’ün katledilmesi ve geride kalanların yaşam ile ölüm arasında yaşatılmaları olayların bununla kalmayacağını gösteriyor.
 Çin uyguladığı “asimilasyon politikası” ile sindiremediği Türkleri böylesi bir vahşetle asimile etmeye çalışıyor.
Uygur Türklerine yaşatılanlar bu olaylarla ile sınırlı değil. Türkistan bölünmüş Uygur Türklerinin yaşadığı bölgeye Doğu Türkistan adı verilmiş, Rusya ise elinde tuttuğu Türkistan topraklarını “böl, parçala, sömür” politikası ile parçalamıştı. Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan ve Kazakistan olarak bölgelere ayrılmıştı. Toprakları elinden alınan, kendi topraklarında köle gibi yaşayan Uygur Türkleri zulümlere daha ne kadar dayanabilir ki?
Elbette dayanamayacaklar…
Kırım Türk’lerine de aynı acılar yaşatılmamış mıydı?
Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı’dan kopartılıp birçoğu vatanlarından sürgün edilmişti. Kalanlar ise 2. Dünya savaşı sonrası 1944 yılında Stalin’in emri ile Kırım Türk’leri binlercesi vagonlara, bir kısmı da teknelere doldurulmuştu. Tekneler Karadeniz’de batırılırken, Vagon yolculuğu yapanlara ise inmelerine izin verilmemiş, aç susuz havasız bırakılarak ölüme mahkum edilmişti. Camileri yakılmış, mezarları sökülmüş Kırım Türk’lerine ait tarihi, kültürel ne varsa ortadan kaldırılmıştı.
Ya Balkanlar da yaşayan Türkler;
Osmanlı İmparatorluğunun parçalanma sürecinde Balkanlar da yaşayan milyonlarca Türk katliamdan kurtulmak için göç etmiş, bu esnada birçok Müslüman Türk katliamlar nedeni ile hayatını kaybetmişti. Bağımsızlığını kazanan Yunanistan Mora’daki Türkleri göçe zorlamış yine binlerce Türk katledilmişti.
Yavru vatan;
Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklere karşı uyguladığı etnik ve kültürel soykırım devam ediyor. Talat ise toprakları vermeye şimdiden hazır.
Yakın tarih;
Irak’ ta 1,5 milyonu aşkın insan katledildi. Halen bu baskılar ve insanlık dışı muameleler de devam ediyor.
Bunları da ekledim çünkü her fırsatta bizi soykırım ile suçlayıp, yapmadığımıza ilişkin” savunma psikolojisi” içine hapsedip, siyasi otorite kurmamıza yıllarca engel olundu.
Çin’in yaptığı da tıpkı Ermenistan gibi soykırım yapıp kendini haklı çıkarmak, ilkelerini ön planda tutarak uluslar arası alanda kendisine haklı yer bulmak gayreti. Bu nedenle gerçek bilançoyu açıklamıyor.
Hayali Kürdistan peşinde koşanlar gibi; kimi toprakları içinde yaşayan Türkleri sindirmeye çalışırken, kimi topraklarında yaşadığı devletine karşı vatandaşları kışkırtıyor.
Siyasi çıkarların, toprak hesaplarının, güçlü olmanın koşulunu; parçalamaktan, katledip yok etmekten geçtiğini düşünen güçler hiç vazgeçmeyecek.
Ne için?
Coğrafi konumu önemli stratejik bölgede diye Türk’ü katletme hakkına kimse sahip değil.
Bu insanlık dramına, soykırıma tepki gösterecek vicdanlı, yürekli devlet adamlarımızı göreve çağırıyoruz.
gözünüzden Hayal perdelerini kaldırın, kaldırın ki yüzyıllardır yapılan zulümler,katliamlar,soykırımlar son bulsun .

 

SONUÇ OLARAK;

 

Yeter artık yıllardır ÇİNLİLERİN VE RUSLARIN TÜRKLERE UYGULADIKLARI BASKI, ZULÜM, KATLİAM ,SOYKIRIMA sesiz kaldık. Artık kalamayız.Bu utançla yaşayamayız.

 

Çin zulmü ve Rus zulmü altında yaşayan TÜRKLERE sahip çıkılmalı, hakları savunulmalı, Bağımsız Devlet olmaları için gerekli çalışmaların, lobilerin, tanıtımların ve desteklerin, yapılması, sağlanması için en büyük görev TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE DÜŞER.

 

Dünyada söz sahibi olmak, önder ülke olmak sözünü ve büyüklüğünü YURTTA BARIŞ, CİHANDA BARIŞ ilkesi ışığında TÜRKİYE göstermelidir.

 

Türklerin Dünyada yaşadığı soykırımlar hoşgörü içinde kalmamalı, belgelerle, kitaplarla, Türk lobileriyle Dünyaya anlatılmalı. Bunun için gerekli çalışmalar yapılmalı.

 

Dünyanın her yerinde soykırıma, katliama uğramış TÜRK ŞEHİTLERİNİN ANISINA  soykırım yapılmış  ülkelerde  SOYKIRIM MÜZESİ VE ANITI yapılmalıdır. Bu bir insanlık görevidir. Çok geç kaldığımız  çalışmaya hemen başlamalıyız.

 

AYRICA:

ANKARA ‘da , AVRUPA’DA, AMERİKA’ DA, RUSYA’DA Yukarıda belirttiğim soykırımları içeren ,Tarihleriyle anlatan, resimleriyle gösteren TOPLU SOYKIRIM MÜZESİ VE ANITLARI yapılmalı Tüm insanların yapılan müze ve anıtları ayrı ,ayrı  gezerek gerçekleri öğrenmeli, tarihini unutmamalı. Bu şekilde tarihi başkentlere taşımış oluruz.

 

TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR, İSLAM RUHUMUZDUR.

RUHSUZ BEDEN BİR CESETTİR.
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Offline Offline

Beyanat sayısı: 87


Azalıq malümatı
« Cevap #1 : 2010 mart 06, 17:46:02 »

suretli belgeler kayıtsız kalma
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Offline Offline

Beyanat sayısı: 87


Azalıq malümatı
« Cevap #2 : 2010 mart 06, 17:52:26 »

katıtsız kalma
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Offline Offline

Beyanat sayısı: 87


Azalıq malümatı
« Cevap #3 : 2010 mart 06, 17:54:04 »

kayıtsız kalma
Logged
Saife: [1]
  BASTIR  
 
Barmağa istegen yeriñiz:  

MySQL ile küçlendirildi PHP ile küçlendirildi Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 keçerli! CSS keçerli! Dilber MC Theme by HarzeM