Alem-i Medeniye
Haberler:
 
*
Selâm, Musafir. Lütfen kiriş yapıñız ya da aza oluñız.
Faalleştirme (aktivatsiya) mektübiñiz kelmegen olsa bu yerge basıñız.
2010 mart 13, 02:25:50


Qullanıcı adıñıznı, paroliñizni ve faal qalma müddetini kirsetiñiz


Saife: [1]
  BASTIR  
Yollağan Mevzu: Tatarlar sadece Tatardır  ( 249 kere oqulğan)
batugeray
Hero Member
*****
Offline Offline

Beyanat sayısı: 238


Cihangir Boran ---- ( Kırım TATARI ) -----


Azalıq malümatı
« : 2009 sentâbr 19, 20:20:18 »




İngilizce:   The Tatar invasion,

Türkçe:  Tatar istilası

The Tatar invasion - Tatar istilası.  Bunlardan birini internette tıklarsanız karşınıza, Tatar istilasını gösteren birçok harita ve doküman çıkar; ancak ne önemi var? bu mirastan bize ne kaldı? Elimiz de nereleri tutabildik? Birbirimize düşmeseydik kimin haddineydi Tatar a baş kaldırmak?

TATARLAR SADECE TATARDIR.

Bugün Bız Kırım Tatarları kim olduğumuzu çok iyi biliyoruz; biz sadece Tatarız. İçimizde her millette olduğu gibi (Nogay, Tat, Yalıboyu Türkleri vb.) azınlıklar hep oldu ve olacaktırda; fakat bir bakıyoruzki, Tatar kökenli olmayan herkez, bizim Tatar adımızı yok etmek amacı ile soyumuzu ya Alan-Kuman Bulgarlarına, ya Kıpçak Bulgarlarına, yada Türklere bağlamaktadırlar. Birde Cengiz Khan Atamız ve onun soyundan gelen Khanlarımıza da, Moğol diye iftira atılmaktadır.

Bu tür uyduruk tarih düzmecelerini çok okuduk ve filmlerini de çok seğrettik; fakat booş. Bugün biz Tatarlar kim olduğumuzu iyi biliyoruz; Bu görüşler ya Rus Tarihçiler tarafından Rus yanlısı olarak yazılmıştır yada Türk tarihçiler Tarafından Osmanlı yanlısı olarak yazılmıştır.

Birde önemli bir konunun altını çizmek isterim. Günümüz Türk Tarihçileri Cengiz Khan Atamızı hep Moğol Asıllı olarak tanımlamaktadırlar; ancak o dönemlerde Orta Asyada, Moğol diye bir Milletin olmadığını artık herkez biliyor. O dönemlerde, Kırımdan Çin seddine kadar olan bölgede; Aynı kökene sahip dil gurubunun, (Ural-Altay dil gurubu) değişik şive ve lehçelerini konuşan; büyük ölçüde Töresi bir, göçebe kabileler vardı; hatta Bertold Spuler in iddeasına göre; Cengiz Khan Atamız,  Altay Tatarcası ile konuşuyordu. Tabi buda bilimsel bir iddea.

Bugün Moğolistanda yaşayan, Moğol dediğimiz Halha kavmide, Cengiz Khan Atamıza, Liyakat usulü ile bağlanan bir kavimdir. Tıpkı diğer göçebe kabileler gibi.

İşin aslı şudurki, Tatarlar ne Moğoldu, nede Türktü; hatta bu kelimelerin ne demek olduğunu bile bildiklerini sanmıyorum. Tatarlar sadece Tatardı. Tıpkı bugün olduğumuz gibi sadece Tatarız; ancak soyunu inkar eden soysuzlar her dönemde azda olsa çıkmıştır, çıkacaktırda.

Moğol kelimesi de, 100, bilemedin 150 yıllık uyduruk bir isimdir. Eğer siz 150 yıl öncesinde Moğol ararsanız, yine karşınıza Tatar çıkar, bu böyledir.

Rus ve Türk tarihçileri çok dinledik.
Birde bir Tatar gözüyle olaya bakarsak, benim bu konulardaki şahsi görüşlerim aşağıdadır.

Bugün internette, Kırım Tatarı yazdığımız da, ve google dan da, bir tarama yaptığımız da, Karşımıza çıkan dökümanların çok büyük bir çoğunluğu, Kırım Tatarlarının soyunu, o dönemlerde, Karadenizin kuzeyin de yaşayan Alanlara ve Kıpçaklara bağlarlar. Karadeniz kuzeyinde o dönemlerde Alan ve Kıpçaklar vardı doğrudur; ancak 1223'te Sabutay ve Cebe komutasındaki Tatar Ordusu gelince durum aynı kalmadı, bunu yok sayamazsınız.

Kimsenin Alan-Kuman veya Kıpçak olduğu yok be kardeşim, Benim bildiğim kadarı ile Tatarcada Kuman = İbrik anlamına gelir.

Olayı baştan alırsak: 1223 yılında, Sabutay ve Cebe komutasındaki Tatar Ordası İran'dan Kuzeye Kafkasya'ya geçerek bu bölgede bulunan Alan Kıpçak Ordusu'nu dağıtmıştır. 1223'te Ukrayna'da Kalka Nehri çevresinde Galiçya Knezi, Kiev Knezi ve diğer Rus Knez-lerinin oluşturduğu birlikle birleşen Kıpçak Hanı Yuri Konkavçeviç'in oluşturduğu 80.000 kişilik ordu, Tatarlar tarafından dağıtılarak Dinyeper Nehri'nin batısı'na sürülmüştür. (Yakubovskiy, Rızaeddin Fahreddin, Akdes Nimet Kurat)
 

Daha sonra bu Kıpçaklar Macaristan içlerine kadar kaçmışlar ise de, yine de Batu Khan Atam, onları orada da rahat bırakmayıp, oralara kadar Tatar akınları düzenleyerek büyük kısmını kılıçtan geçirmiştir. Kalan kıpçaklar da zaten asimile olup, Macaristan da eridiler.

Geriye kalan Kıpçaklardan ve Müslüman kama Bulgarların dan, yakalanan ve teslim olanlardan bir kısım halk, çiftçilik yapmaları için bırakıldı; ayrıca Bogul (Hizmetçi köle) olarak ta, bir kısımı bırakıldıktan sonra, geriye kalanlar Mısıra köle olarak satıldılar.

Sonun da, bu topraklar da, Altın orda Tatar Khanlığı kuruldu. Bu Khanlık Töre-i Cengiziye yasalarına göre, Cengiz Khan soyundan gelen Tatar Khanlarının idaresin de, uzun yıllar varlığını sürdürdü. Taki, Emir Nogay denen şahsiyet, Müslüman olupta, Nogayşılık denen, Siyasi bir birlik kurup; Tatarları büyük bir iç savaş ve felakete sürükleyene kadar. Bu iç savaşların ve Taht kavgalarının yıprattığı Altın Orda Tatar khanlığı, sonun da, Emir Timurun da desteği ile yıkıldı. Sonra ortaya Kazan, Kasım, Kırım Khanlıkları ve bağımsız Nogay urugları çıktı. Bunlar da birbirlerine düşüp kendi sonlarını kendileri hazırladılar; hatta bunların içinde Ruslar ile işbirliği yapan kabileler de çoktur. Sonuçta buralar, Rus istilasına uğradı ve bütün Tatarlar ya soykırıma uğradı; göçebilenler göçtü, kaçabilenler kaçtı. Kalanlarda zaten ya sürüldüler yada katledildiler. Asimilasyonu kabul edenler de, Kazak, Özbek, Moğol vb. gibi isimlerle varlıklarını bugüne kadar sürdürdüler.

Gelelim uyduruk tarih düzmecelerinin özüne: Bu uydurmacalara göre; Biz Kırım Tatarlarının  kökeni, Alan-Kuman veya Kıpçakmış.

Bu uydurmacayı bir an için doğru kabul edelim ve bir bakalım; Bilindiği gibi Kırım Khanlığı feodal bir devletti ve bu Devleti, Şırın, Barın, Argın, Kıpşak, Mangıt diye anılan Karar merciği,(Kerevşi) kabile Reislerinin seçtiği Cengiz Khan soyundan gelen ve Giray hanedanından olan, Khan yönetirdi. Genelde de, Kırımın en büyük ve güçlü kabilesi durumunda olan Şırın sülalesinin başındaki, Şırın Beyinin desteklediği Aday, Kırım Khanı olurdu. Peki Şırınlar Alan veya kıpçaksa, neden can düşmanları Cengiz Khan ve Batu Khan soyundan gelen GerayKhanları başlarına Khan olarak seçiyorlardı? Yoksa Kırım Khanlığının Kurultaylarındaki kararları veren; ayrıca Moskova ve Doğu avrupa da Dizleri titreten bunca Tatar süvarilerinin Başındaki bu feodal beyliklerin Reisleri, zihinsel özürlümüydü? Hiç sanmıyorum, ONLAR TATARIN ÖZÜ AĞA BABASI İDİLER.  Bugün biz Kırım Tatarları kim olduğumuzu, Atadan iyi bir şekilde duyduk, ÖĞRENDİK; kimseden de öğrenecek değiliz.

Ayrıca; Moğol kelimesi de, 100, bilemedin 150 yıllık uyduruk bir isimdir. Eğer siz 150 yıl öncesinde Moğol ararsanız, yine karşınıza Tatar çıkar, bu böyledir.

Moğolların gizli tarihi, diye de bir tarih varsa da, 150 yıl öncesinden daha geriye gidemez. bu konuda birçok çalışma vardır; ancak hepsi Tatar istilası altın da inim, inim inlemiş ülkelerce, bilinçli bir şekilde, büyük masraf ve harcama yapılarak yazılmış, uyduruk tarih safsataların dan başka bir şey değildir. Şu anda bile, bu kötü niyetli insanlar, harıl, harıl Cengiz Khan Atamın mezarını arıyorlar;  çünkü  o mezarı açıp delilleri karartmak istiyorlar ve dahası, Emir Timur Atamın Özbekistan daki mezarına yaptıkları gibi hayvanca muameleyi onun kalan kemiklerine de, hunharca yapmak istiyorlar. Sağlığın da atının nallarını yalayan iğrenç insanlar, şimdi bunların peşin de.
uyanın be kardeşim artık.

Malı ketken carlı tuvul, sanı ketken carlı.
Malı giden zarar da değil, Adı (yüzü) giden zarar da.

Sorular:

Neden Cengizhan, kendi kabilesinin ismini, feth ettiği bu geniş topraklara vermedide, babasını zehirleyen düşmanlarının ismi olan Tatarların ismini verdi? Neden?

Bu geniş coğrafyanın halkı, neden Moğol ismini kabullenmedi de, kendileri gibi yenik düşmüş bir kabile olan Tatar ismini kabullendi? Niye?

Bu kadar geniş coğrafyayı kapsayan bir halklar kitlesinin orta boy bir kabilecik olan Tatar ismiyle ne gibi bir alakası, gen ilişkisi, soy ilişkisi, kültür ilişkisi olabilirki?

İşte konunun püf noktası burası, isterseniz ben bunlara birkaç tane daha ekleyim.

Müslüman olmayan (Şamanist) Tatar ların, öldürülmesi vaciptir diye fetva çıkaran o zamanki Bağdat Halifesi, Halife Mustasım için, Bağdat seferi düzenleyen ve yenilgiye uğratan, sonra da yakalattırarak keçeye sardırıp atlara çiğneten ünlü  Khan  kimdi?

Cevap: İlhanlı Khanlığı nın lideri, Cengiz Khan ın Torunu, Hulagu Khan.

Altın orda (Gök Orda) Khanları, neden kendilerini hep, Moğol Kağanı değil de, Tatar Khan’ ı olarak tanıtıyorlardı?

Miladî on üçüncü yüzyılda yaşamış olan Arap tarihçi İbnül Esir, Neden Moğol kelimesi değil de, daima "Tatar" kelimesini kullanmaktadır? "Tatarların İslâm ülkelerine gelişi" "Tatarların Türkistan ve Maveraünnehr"e çıkışı" "Kâfir Tatarların Harzemşah üzerine yürüyüşü" gibi.
Cengiz Han"ın Celâleddin Harzemşah"a yetişmesini anlatırken "Celâleddin (Sind nehrini) geçemedi, Cengiz Han Tatarlarla ona yetişti" demektedir. İbn Kesir (öl.1372), Neden  Cengiz Han"ı anlatırken "Tatarların en büyük Sultanı, bugünkü meliklerinin Babası" ifadesini kullanır.

İbn Haldun da Neden "Bu sultan, Cengiz Han, Tatarların Sultanıdır" demektedir.
     

Moğol kelimesinin m’ sini bile anmayıp, hep Tatar kelimesini kullanan bütün bu Dünyaca ünlü Alimler ve Cengiz Khan dan tutun da, Altın Orda, ve Kırım Khanları da, dahil olmak üzere; Dünyayı titreten bunca Cengaver Khanlar, (hükümdarlar) yoksa zihinsel özürlümüydü? Hiç sanmıyorum.

ONLAR TATAR ‘ IN ÖZÜ, AĞABABASI İDİLER.


Bir de tutturmuşlar, Moğolların gizli tarihi 1240 diye uyduruk bir kitabı, biz Tatar gençlerine dayatıyorlar.

Bu uyduruk Tarih safsatalarına kendiniz inanıyormusunuz acaba? bu ve buna benzer Andersen den masalları, yıllardır okul kitapların da okuyup; Çin ve Rus yapımı filmlerde de, sürekli seğrediyoruz. Bence bu düzmece tarih safsataları, artık kabak tadı vermeye başladı diye düşünüyorum.
Biz Tatar gençlerini uyutmak için daha mantıklı masallar uydurmak zorundalar diye düşünüyorum.
Moğolların gizli tarihi 1240 yılında yazılamaz; çünkü o dönem de Dünya üzerin de kendine Moğol diyen bir kavim yoktu.  Şu anda da sadece, Halha denilen kavim kendine Moğol der ve onu da tam söyleyemez Mol diye telaffuz ederler; çünkü uyduruktur. Bu uyduruk kitabın çevirisini değil de, aslını getirseler dahi, o kitabın düzmece olduğu gerçeğini değiştiremezler.
Bir de şöyle bir durum vardır, Nisa suresinin  76. Ayetinin sonun da,  inne keydeş şeytâni kâne daîfâ (Muhakkak ki, Şeytanın hilesi zayıftır) der, Kuran;
Şöyle ki, biraz akıl ve biraz mantıkla bu uydurmacayı size biraz açıklamaya çalışayım.
Hesapta,
CENGİZ HANIN ÖLÜMÜNDEN 13 SENE SONRA
yazılmış Moğolların Gizli tarihi kitabında yazılanlara bakalım.sahife 19-20

"Yesügey bahadır yolda çekçer memleketindeki sarı bozkırda toplantı yapmış olan Tatar Halkına rastladı. Susadığı için atından inerek toplantı yerine geldi. Bu Tatarlar onu tanıdılar yapmış olduğu yağmanın intikamını düşünerek onu gizlice öldürmeye karar verdiler ve (içkisine) zehir katarak zehirlediler.Yesügey içinde fenalık hissederek yola çıktı, Üç gün sonra evine geldiğinde dahada fenalaşmıştı."

Burada yazılanları bir an için gerçek olarak düşünürsek, Cengiz Khan dan tutun da, Altın Orda ve Kırım Khan ları, GerayKhan lar da dahil omak üzere, her biri bir deha sayılabilecek Cihanı titreten büyük Cengaver Khanların Atası Yesügey Bahadır Atamızın zeka seviyesi, 4 yaşındaki bir çocuk kadar bile değil; çünkü Yolda karşılaştığı hesapta düşman bir kabilenin içine giriyor ve içecek bir şeyler istiyor, ve dahası bu düşman kavim, onu hemen oracıkta öldürebilecek durum da iken,  çok kalleşçe içkisine zehir atıp zehirliyorlar.  Vaaay beee, ben de çok sinirlendim bak şimdi.

Yaa bu Çinlilerle Rus Şövenistler biz Tatar gençlerini, gerizekalımı sanıyorlar acaba?

Birde tutturmuşlar biz Kırım Tatarlarının aslı Kıpçak mış mış! Hadi ordan.

Kıpçaklar:

"Batıda daha çok dış görünüşleri ile alâkalı olarak, sarışın manasına gelen çeşitli adlar verilen Kıpçaklar, kaynaklarda beyaz tenli, sarı saçlı, güzel görünüşlü insanlar olarak tasvir edilmektedirler.

 Kıpçak devleti, 1238-39 yılarında Altınorda Hanı Batu han tarafından tamamen işgal edilmiştir. Kıpçakların bir kısmı Macaristan’a çekilmişler, bir kısmı da İtil Bulgarları ile karışarak Kazan Türklerinin oluşmasında önemli rol oynadılar.

Karadeniz’in kuzeyinde kalan Kıpçaklardan pek çoğu daha sonraki yıllarda Mısır’a götürülmüş, bir kısmı yüksek mevkilere kadar yükselmiştir."

Ben de dahil olmak üzere; biz Kuzey Kırım kökenli çöl Tatarları, burada bahsedilen Kıpçak tarifine hiç benzemiyoruz, benzeyeni de görmedim; ancak Kırımdaki azınlıklardan olan, Tat dediğimiz vatandaşlarımız, bu tarife çok uyuyor; çünkü onların çoğu, sarışın ve çok güzel görünüşlü insanlardır.
Ben de dahil olmak üzere; kuzey Kırım kökenli çöl Tatarları nın içinde, bu tarife uyan birini, ben hiç görmedim. Bizleri daha çok, Orta Asyalı insanlara benzetirler. Haksız da değiller; çünkü ben de aynaya baktığım da, kendimi Orta Asyalılara benzetiyorum. Birde şunu da belirtmek isterim, Kıpçak erkeklerinin de, sarışın ve çok yakışıklı oldukları söylenir; ancak biz Kuzey Kırım kökenli Çöl Tatarları olarak,  sarışınlıkla veya yakışıklılıkla bir alakamızın olmadığı kesin. Sadece karizmatik adamlarız diyebilirim.

Gerçek Kıpçaklar:

Bugünkü Tataristandaki, Müslüman İdil Bulgarları + Bugünkü Bulgaristandaki Hıristiyan Bulgarlar + Bugünkü Kırımdaki Tat dediğimiz sarışın Azınlık + Bugünkü Türkiyedeki Muhacir dediğimiz Sarışın Halk.

Bu halklar Tatar istilasına uğrayıp ortadan kaldırılan, birzamanların Muhteşem Kıpçak devletinin bugünkü varisleridir.

Gelelim Tatarlara:
Bugün Tataristandan (Kazan dan) sürülmüş ve Dünyanın çeşitli bölgelerin de, sürgünde yaşayan Çekik gözlü, koca kafalı, Halk + Bugün Kırımdan, Bucaktan ve Kubandan sürülmüş ve yine, Bulgaristan- Romanya ve Türkiye de, sürgünde yaşayan Çekik gözlü, koca kafalı, Halk + Kazakistan da yaşayan Çekik gözlü, koca kafalı, Halk + Kırgızistanda Yaşayan Çekik gözlü, koca kafalı, Halk + Altay ve Tuvada yaşayan Çekik gözlü, koca kafalı, Halk + Batı moğolistanda ve kuzey Çin de, yaşayan ve Kazakça konuşan Çekik gözlü, koca kafalı, Halk.

İşte bu İnsanlarda Cengiz Khanın Bugünkü Torunlarıdır.
Tatar İstilası dediğimiz fetihler bu insanların Ataları tarafından gerçekleştirilmiştir.

Bakın birde ne diyorlar; Kırım kökenli Halkların içinde Tatar yokmuş muş.

Şu anki Kırım etnik yapısı ve nufus verilerine göre konuşuyorlar uyanıklar. 

Tat (yaklaşık %55)
Yalıboyu (yaklaşık %30)
Nogaylar (yaklaşık %15)

Bu halkların için de Tatar yok diyorlar; doğrudur; ancak Sürgündeki (Diasporadaki) Tatar Halkını hiç kimse hesaba katmıyor.

Gelin bu oyunu da bozuverelim.

2005 yılında kırımda yapılan nüfüs sayımına göre,
2033700 kişilik kırım nüfusundan %12,1 kırım Tatarı ise, Kırım Tatar Halkının nüfusu 246078 kişidir. Bu nüfüs şu andaki kırım nüfusudur. Bu uyanıklar, bu nüfusa göre aşağıdaki verileri veriyorlar.

Tat (yaklaşık %55)
Yalıboyu (yaklaşık %30)
Nogaylar (yaklaşık %15)

Ya sürgündeki Tatar halkı, Örneğin: Türkiyedeki, tahmini 4-5 milyon kadar nüfura sahip olan ve Kırımın kuzeyinden tamırlı, çekik gözlü, Koca kafalı, çöl şiveli ve kendisine sorulduğunda Nogay tuvulman, Tat, yalıboylu da, tuvulman; men özüm Kırım nın öz Kalk’ı bolgan TATAR man. Diyen bu insanları da bir hesaba katarsak; yukarıdaki oranlardaki halklar, küçük  azınlıklar haline gelir. Buna birde, Bulgaristan ve Romanyadaki Tatar ları da eklersek, karşımıza gerçek Tatar halkının, gerçek nüfus oranları çıkar. Bu uyanıkların örnek olarak verdiği saçma nufus oranları da çöpe gider.

Olay budur. Bunu bilenler bilir.

Evet, konumuza dönelim ve sürgündeki Kırım Tatarlarının etnik yapısına bir bakalım:

Kırım Tatarıyım diyen sürgündeki Halkın tamamına yakını, Çongar ve Keriş Tatarlarıdır;
ben de, Keriş Tatarıyım.

Biz Çongar kardeşlerimize Şongarlar veya Çongarlar deriz; ancak Millet olarak hepimiz kendimizi tanımlarken Kırım Kökenli Tatarız deriz.
Genel olarak büyük ölçüde, Kırım kökenli Tatarların kendi aralarındaki tanımlamaları bu şekildedir. Dış görünüş ve dilimizde % 99 aynıdır.

Benim bildiğim kadarı ile Kırım  Tatarlarının etnik durumu bu.


Tabi bazı azınlık istisnalarda var;

Azınlıklar dan, Kırım Nogayları: Dış görünüş ve dilimiz % 95 aynıdır; ancak kültür ve adetlerimiz de az da olsa farklar vardır.

(Diğer küçük Azınlıklar da vardır: Tat, Yalıboyu Türkmenleri, Karaylar, Kırımçaklar “Budanlar ve Tayfılar Kırım Çingeneleri” gibi)
Bu halklar ile dış görünüş ve dilimiz farklıdır; ayrıca kültür ve adetlerimiz de farklıdır.

İnşallah faydalı olabilmişimdir.


Gelelim konunun özüne: Bu günkü Tataristan dediğimiz devlet kimlerden oluşuyor?
Cevap:Büyük ölçüde Ruslardan, Bir okadar İdil Bulgarların dan (Kıpçaklar) ve çok az bir kısım da, Tatar ve Nogaydan oluşuyor.
Çünkü Kazan Tatarları şu anda, Dünyanın çeşitli bölgelerinde sürgün hayatı yaşıyor. Birçoğuda zaten soykırıma maruz kaldı, Tıpkı biz Kırım Tatarları ve Nogaylar gibi anladınızmı?

Bu Ruslar, gerçekten çok sinsi yaratıklar, Kazandaki Tatarları sürgüne gönderdiler; idil bulgarlarını Tatar yapıyorlar, Kırımdaki Tatarları sürdüler; Tat ve yalıboyluları Tatar yapıyorlar;

Buda yetmezmiş gibi, hala boş durmuyorlar; aslı öz ve öz Tatar olan, sürgündeki Tatar halkına da, ilginç bir politikayla; Kırımdaki Tat ve Kırım Nogaylarını kullanarak, Nogay adını dayatıyorlar.

Yani Genetik olarak Tatar olana, Tatardan başka ne isim bulurlarsa yapıştırıyorlar;(Moğol, Nogay, Özbek, Kazak, vb.) 

Kazan da, Aslı Tatar olmayan İdil Bulgarları, Hıristiyan Kıreşinler, Tatar yapılıyor;
Kırımda, Aslı Tatar olmayan Tat, Yalıboylu gibi Halklara da, Tatar deniyor.

Sonuçta, Tatar adının içi boşaltılmış oluyor. Anladınızmı?



Birde şöyle bir örnek verelim,

Bir Uygur, bir Çinli, bir Kazak, bir Türk, bir Moğol, Bir Nogay Tatarı, Bir Kazan Tatarı (İdil bulgarları ve Kıpçaklar hariç), bir Qrim Tatarı (Tat ve yalıboylu azınlıklar hariç), bir Altay Tatarı, bir Sibirya Tatarı, Bir kuzey Amerika yerlisi, (kızıl derili) bir de Kırgız,

Bunları yan yana getirip de, tek tek milliyetlerine göre ayırt etmeye kalkarsak ne olur sizce?

Bence ilk bakışta Çinli, sıska ve minyon tipli olduğundan, hemen kendini belli eder.
Türk ise, yüz siması ve göz yapısından, hemen ayırt edilir.

Diğerlerini ayırt edecek adamın alnını karışlarım, bence imkansızdır.

İşte Tatar dediğimiz millet bunlardır. Aynı millet, aynı kan, aynı kültür, % 90 aynı dil; ancak dil konusun da bazı kayıplar Coğrafyanın büyüklüğü bakımın dan elbetteki olacaktır.
 
Birazda öz dilim olan Tatar’ca devam edip konuyu toparlamak isterim.

Erkezın öz tüşüncesı bar; Turan degen bır bırlık keşke bolsada korsek;

Lakin bırde objektıf kerçeklık degen bırşiy bar. Evelden Nogay, Kazak, Moğol, Özbek degen Kalklar cok eken; Kırım dan Çin seddine gadar bolgan Ata curt degenımız cer de, bek köp göçebe kabilenın ayrı ayrı, atı sanı bar eken. (Şırın, Barın, Argın, Kongrat, Kıpşak, Mangıt, Nayman) Bular Kırım Khanlıgını teşkil etken kabilelerdir. E Kazaklarda da bılay, aynı kabileler. Bunday bolup, taa da kop kabileler de olarda da bar. Kırgızlarda da bılay. Betlerıne karasan, bız Tatarlarman bır kalk day tura. Olay tuvulmu? E bu göçebe köşkenşı bolup, töresı - tılı bır kabilelerin alayı, özüne mıllet bolarak TATAR diy eken.

E bırde, Kıpşaklar bar eken, bunday bolup; Farslar, Türkmenler, Azerıler, bar eken. Bolar da, bır bolup; Tatarlarga cav bola, camanlık yasay eken; menı anlaysınızmı? Bunday bolup, köp soguşlar dan son, bu kalklar orta asiyadan şıgarılıp, batıga togrı sürülgenler. Gene Bonday bolup, Ezeli ve ebedi tüşpanlarımız bolgan Çin, Rusya ve Araplar man da, kop soguşlar da cenk etkemız. Bonu kım yasagan? dep sorasanız, Cengiz Khan Atamız man Ulları, dep aytarman sızge. Menı anlaysınızmı eken?
Bu kun, Kırımda barlık mücadelesı bergen, Tat degenımız kalkman, Yalıboylular da, Kıpşak ve Turkmenler den dir. Olar evelden de, özlerine Kırım Türkü dep ayta edıler. Bo kun de, "Kırımlar", "kırımtatarlar", veya "Kırım Türklerı" dep aytalar olay tuvulmu? lakin bızler Kırım şöl bet tamırlı Tatar lar da, Olarga eş uşamaymız Kozlerımız cımık, betımız calpak. Bırde, Bek akısmız, bek erışmız;  yani Börü dayın, Kaşkır dayın bır Kalkmız; aynı Kazaklarday, Kırgızlarday meni anlaysınızmı eken?
Mongol degen bır kalk ta, evelden cok eken; yani o kalknı Çin liler, Tatar kabilelerınden asimilation yasap, ortaga şıgargan. Bo kun de, Uygurlarga aynı şiynı yasaylar, olay tuvulmu? Bır vakıt taa bulay keter bolsa, yakında Uygur degen Kalk ta, Asimilation ga ograp, cok bolup ketecek.

Bırde kadiy cıgılganımız akında terakay aytarım bar:

Burungu vakıtta, bır aytarım bolacak;

Men İnternette er yazgan şiyge, tuvra, uşun dep karamayman; çünku internette erkez, er şiynı, kadiy işine kelse, olay yaza; bırde, internette TATAR dan kop TATAR tüşpanı kışı bar. Bırde, TATAR mız deb aytıp, işkerden TATAR tüşpanlıgı yasagan münapıklarda bar. Tuvganlar, Kadaylar; lakin bır de, mıy bar, mantık bar, akıl bar. Bakılşılar nın pıtnelıklerını aruv tartıp, oylap, tüşününgız. Er korgenımız yazı ga, sazan balıgı day; kaynak, kanıt dep karamak mıysızlık bolur dep tüşünemen. Bıznıng caşlarımız da, bularnı beg aruv ayırd etecek kadar mıylıdır dep tüşünemen.



BATU KHAN' IN TATARLARI KADİY CIGILDI?

Biyer de uşun aytar bolsak, Bıznıng Atalarımız, Ata curttan (orta asya) mınyaka at sırtında kelgen zamanda, atı sanı Tatar edı. Bu Tatar Khalg, Tangrı dep aytkanları bır tek İlah ga inangan kışılerden  oluşa edı; lakin o vakıtta Müsulman tuvul edıler.

Cengiz khan man, torunu Batu Khan soyun dan kelgen, Altınorda Khan’ ı Toktamış nın cıgıtlerı TATAR edı de, Emır Nogay dın cıgıtlerı ingılız mı edı? Olar da TATAR edı. Emır Nogay degen Zaat, Müsulman bolup, Altınorda TATAR Khan lıgın da, Nogayşılık degen bır siyasiy bırlık kurdu; lakin, bır cariyeden tuvganı üşün, eş bır vakıt Khan bolamadı. (TATAR töresine kore, Cengiz Khan soyundan kelgen birevu, Khan bolabılır edı; buga kore bolup, Emir Timur da (Timurlenk) eşbır vakıt Khan bolamadı. Artında Khan bolup oturgan, Cengiz Khan soyundan kelgen, Mahmut Khan bar edı.)

Toktamış Khan nın TATAR ları, Müsulman TATAR larga cenıldı. Bu bulay, Kabul etmemız keregır; lakin o vakıtta bek balaban bır Khan lık bolgan Altınorda TATAR Khanlıgı cıgıla edı. TATAR Khalg, anavu Nogay, anavu TATAR dep, özüözünü kıra edı. Khalg’ ga, kılış zoruman Müsulman lık bırde, Nogay atı, sanı, tayatıla edı. Emir Nogay nın zülmünden, yılgan bır kısım TATAR boyları, koşmege mecbur kalgan da, Litvanya, Polonya betıne turup kettı, Ulan(uhlan), Uluşin, Nayman, Calayir, Kongrat, Barın bulardan dır. O vakıt bır kısım TATAR boylarıda, Kırımga turup  kettı. Şırın, Barın, Argın dep aytılgan kabileler de bolardandır; ancak bo kabileler Nogayşılık nı kabul etmiy edıler. Bunday bolup, Cengız Khan soyun dan kelgen, Geray Khan larnın emrınde, özlerı müstakil bolgan bır Müsulman TATAR Khanlıgı kurdular. En uzun ömurlu Khanlıgımız da bu Müsulman TATAR Khanlıgımız boldu; lakin bu Khanlıklar özüözlerıne camanlık nı eş taşlamadılar. Bunday bolup, cerge Kardaş kanı tamızmaga devam etken de; Tangrı, Tatar kalgına, endı cakşılık tılemedı.  Endı o cerlerde ne Tatar nın hükmü geşe, nede Nogay nın, alayımız kara kor bolup tozduk kettık.

Kırım Tatar Khanlıgının kurucu kabilelerın den bolgan; Atalarımın öz kabilesı, Şırın kabilesinden de, ne kadar kışı bar bolsa, menden balaban bolgan soyların nın kollarından; menden kışkene bolgan soyların nın da, kozlerınden öbermen. Alayına, Tangrı dan selametlıkmen sawluk tlermen.

Bır de Tatar tuvulmuz Nogay mız dep aytkan kardaşlarımız bar, olarga da, bır lap etecekmen;
Eger sız, Nogayşılık degen siyasiy bırlıknı, soy belırtken, TATAR dan ayrı bır Irk bolganını tüşünüp, bu colga baş salgan Nogay cıgıtlerı isengız, sızge sorulganda, ertede Kıpşak edık, kımek edık, bugun Türük bolduk dep şaşmalaybermenız. Kokregınızı tüyüp, Nogay mız dep aytınız da, koreyık Nogay cıgıtlerını. Ertede atadan eşmı tuymadıngız;

Börü bolsan kög bol, aytkan sözüne berk bol dep.

Bunday bolup “Krımtatar” mız dep aytkan kardaşlarımızga ga da, bır lap etecekmen;
Türkiye de, Dobruca da, Köstence de, bunday bolup diaspora da, “Krımtatar” degen bır khalg cok. Kırım nın öz khalgı bolgan, TATAR bar TATAR.

TATAR atını koterıp atmak o gadar kolay tuvuldur. TATAR atı Tarih ke kadiy cazılgan bolsa, olay koterılır dep tüşünemen;

“Kırımtatar” dep, bazı kardaşlarımız özüözüne at sala,
TATAR tuvulmuz, nogay mız dep brevlerı şaşmalay;
TATAR da, mugayıp alkolik boldu; eeeee ketecekmız endı?   

Men TATAR man, TATAR atım saw bolup sawlukman kalsın, tiymenız cetecek.
Ertede Atadan eşıtmedınızmı,

Malı ketken carlı tuvul, sanı ketken carlı dep.

TATAR ga, Atın sanın üyretecek bolup cürgenlerge de bır lap etecekmen;

250 cıl, TATAR kılış’ ı astın da baş iygen Uruslarga mı kalgan TATAR’ ga atını üyretmek; tuvul bolsa, tasmasın canı şıgargan Çinli tılkılergemı kalgan TATAR’ ga atını üyretmek; tuvul bolsa, Kösedak suguşun da, aşagan şamarını bu gunde untmagan Selşukluman Farslargamı kalgan TATAR’ ga atını üyretmek; tuvul bolsa, Ankara, soguşun da aşagan’ ı tayaknı 500 cıl untmagan Osmanlıgamı  kalgan TATAR’ ga atını üyretmek.

Ertede, burungu zamanlarda, balaban TATAR kalgı edık, Khanlı kalg edık; brevumuz bız endı Kazak bolduk dep turup kettı, bırevumuz bız endı Mogol bolduk dep turup kettı, bırevumuz bız endı Özbek bolduk dep turup kettı, brevumuz bız endı Başkurd bolduk dep turup kettı, bunday bolup, kop kalgımız kobup kettı, kettı de ne boldu, minbır başlı Bürküt nün avurlugunu Kırımlı bır Bostorgay ga taşlap kettıler. Kadiy kotersın o balaban kanatlarnı kışkenekıy bır Bostorgay, sorayman sızge? Koteramay ograşabere bolsa da, gene kım oga sen kımsın? atın sanın ne? dep sorasa; o kışkenekıy Bostorgay, kokregın tüyüp; TATAR man dep ayta er daim şukur.

TATAR tuvulmuz, dep aytkan  öz kardaşlarım, barıngız sızde ketınız ketecek bolsanız, Cengız Khan Atam nın, Batu Khan Atam nın, Emir Timur Atam nın, süyegını sızlatıp; TATAR tuvulmuz dep aytacak bolsanız, kerekmiysınız, eş turmanız. Sawlukman ketınız.

Bırde, Müsulman TATAR bolmaz;
Ya TATAR sın, yada, Müsulmansın dep aytkan Şıdavsızlarga da, bır lap etecekmen.

Men özüm Müsulman TATAR man.
Menım Atalarım, Ata jurttan (Orta Asya) mınyaka At sırtında, kelgen zamanda, Atı sanı TATAR edı. Men olarga khayınlık etamam.
Barıngız sız özü özünüz nü Turük bolduk, Kıpşak bolduk dep aylandıraberınız,  Men ta bılay etkenınızge şukretaman, bır vakıt ta bılay keter bolsanız,  Bız endı Arap bolduk dep cüreceksınız, men on dan korkaman. Lakin betınızdekı Tabın tamganız dan, TATAR bolganınıznı, men gene uylap, tüşünüp parketermen;
Ta da bolmasa, kültebeden betınız ge kara cagıp, ta aruw Arap bolduk endı, dep kuvanıngız. Gene TATAR bolganınız betınız de cazar.

Men ozüm eveli sene, Mongol deb aytkan film ge karadım. Çhengız Khan Atamız nın ayatı bar edı; Lakin fılm, Urus - Alman ortak yasalgan bır fılm bolgan üşun, Çhengız Khan Atamız nın Çinliler men ceng etken omürlerınden; eş aytmay edı; bırde, Börte Anayımızga Yahkşı bolmagan haller bergenler. Bılay iptiralar, Kop tüşpan saybı bolgan  Tarihi zatların kobüsüne er vakıt atıla edı zaten. (Örnek: Hz. Ayşe Anamız ve Cemel olayı.) Men mınav Kâpırlernı eş anlamayman cengte cıgılganlarını eş kabul etmiyler. İptıraman, pıtnelıkmen TATAR khalgını bolmege ograşalar. Lakin, İstemi Kağan nın Toyuna kelgen TATAR boyları, Otuz Tatarlar ve dokuz Tatarlar kım edı? Kâpırlerın aytkanlarnı men tınlamayman; men ozüm TATAR man, menım curtum Çin seddin den, Viyanagaşıg ketken curt edı. Bıznı Kazan, Kırım, Astrahan, Nogay, kazak, Mogol, Özbek, ve ta kop parşaga bolgenlerni, bır yahşı azap man kuvandıracak cıgıtler, TATAR khalkında kop bolgan ve bolar.



Bırde, TATAR ga karşı, er turlu bakılşılık ka, pıtnelık ke, cav bolup, atın sanın bek süygen, bunday bolup, bu gün de, kokregın tüyüp, TATAR man dep aytkan TATAR Cıgıtlerıne de, bır aytarım bar;

Rustan, Çin den, Fars tan, Araptan  Balaban Tangrı bar Kadaylar, eger Tangrı, TATAR ga endı cakşılıg tlegen bolsa; bız de cıgıt kooop. Kadiy kureşkenımıznı olar aruw bıleler; lakin endı zaman teknoloji zamanı, burungu zaman da kı cıgıtler gene bar; lakin endı kureş, bilim kureşı boldu. Akırın da süngü soguşu da keşıkmiy kelecek Kuday tilese.  Şo Kırım üşün ölgen caş cıgıtler nın, sanlarının en ast betıne de, keşke Kuday tlese de men diy bır pkare TATAR nın, atı sanı cazılgan bolsa, ne bar. Atam Borangazi, ballarını andasına emanet etıp Türkiye ge cibergen son, özü de Kırım üşün Atını şaptırıp Cavga gurlep barıp saldırgan son, ölgen dep aytalar; lakin Borangazi diy cıgıtler bılay ölmez; ancak bızler, TATAR tuvulmuz dep aytkanımız kun ölürler dep tüşünemen.

TATAR bolunmaz; TATAR tuwulır.

TATAR Khalgın da soy Atadan kelır, Atası (Babası) TATAR bolgan kişı, TATAR dır; bu bılay

Tamırların da TATAR kanı bolgan TATAR balları, menım aytkan sozlerım nı, beg aruw uylap, tüşündüler.

TATAR atını tarih ten koterıp atmaga kalgar isengız, orta da bekte tarih degen bır şekıy kalmaz dep tüşünemen.


Dep Aytıp, sozlerıme son beremen.

Sawlukman kalıngız.

Yazan: Cihangir BORAN,
Sakarya (Tırnaksız) köyü.


 
Bır mıq coytulgan da bır nal coytuldu,
Bır nal coytulgan da bır at coytuldu,
Bır at coytulgan da bır atlı coytuldu,
Bır atlı coytulgan da bır qaber coytuldu,
Bır qaber coytulgan da bır soguş coytuldu,
Bır soguş coytulgan da bır khanlıq coytuldu.

                                        CENGIZ KAN
« Soñki deñişiklik: 2010 mart 05, 16:49:52 Yollağan: batugeray » Logged



Taşlañız o faqır halqnı, suçu coq,
Suçu bolsa, caşavında ödiycek, –
Menmen Cengiz, Temir hannıñ torunı,
Menmen onıñ colun daim kütiycek...

Sırımnı bildirme,
Cavlarnı küldirme,
Tatarman – Cengizday!
Qart Dunay, qart Dunay!..

Bekir Çoban-zade
Budapeşt,
1919 s. yanvar 12
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #1 : 2010 mart 03, 01:42:48 »

özellikle anadolu(osmanlı)Türkçesiyle yazıyorum.Keferenin oyununa geliyorsunuz.Çin kaynaklarında Türklere aktatar, mogollara kara tatar denir.Kırım ve kazan halkı türktür.malesef rus oyununa geliyorsunuz uluğ türkistanı ,kırım ve kazan hanlıklarını,şarki türkistanı nasıl ele geçirdiler bu ulu türk milletinin boy adlarını milletleştirerek ve birbirine düşman ederek başardılar .halende devam etmekte tatarlar TATAR HAN'ın adını almış kıpçak Türkü,Oğuzların batıdaki kolu ilk olarak selçuk beyin adıyla selçuki,sonra Osman beyin adıyla osmanlı ve  neticede bütün boyların ortak adı olan türk adını almıştır Kazak,kırgız,tatar,oğuz,uygur,başkurt,özbek,çuvaş,saha.................ve  liste uzun BURADA YAZILANLARDAN RAHMETLİ   İSMAİL GASPIRALI'NIN KEMİKLERİNİ SIZLATTIĞINIZIN FARKINDAMISINIZ?  BÜTÜN BU BOYLARIN ATASI OLAN BOZKURT SÜLALESİNDEN ÇİNLİLERİN DEYİŞİYLE MOU-TUN, METE HAN, DESTANLARDAKİ ADIYLA OĞUZ KAĞAN, KUR'AN DAKİ ADIYLA ZÜLKARNEY  BÜYÜK TÜRK BÜYÜĞÜ  KAŞGARLI MAHMUD'UN ESERİ DİVANI LUGAT-İ TÜRK Ü OKUYUNUZ.İLK SAYFADA HADİSİ KUTSİ VARDIR  MEALEN YAZIYORUM   DOĞUDA İSKAN ETTİĞİM ADINI TÜRK DEDİĞİM CUNUDUM(0RDU) VARDIR BATIDA AZĞINLIK YAPAN TOPLULUKLAR OLDUĞU ZAMAN ÜZERLERİNE YOLLARIM. BİZAHATİ ADIMIZI HUDA VERMİŞ GERİSİ BOY ADI,DEVLETİ KURMUŞ OLAN HAKANIN ADIDIR .TARİH BOYUNCA DEVLETLERİMİZİ BİZ KURMUŞUZ MALESEF YİNE BİZ YIKMIŞIZ BURADA YAZDIĞINIZ YAZILARDANDA BİRLİKTEN ÇOK UZAK OLDUĞUMUZ ANLAŞILIYOR                      YİNE BU MİLLETİ  KENDİ ARASINDA  KARDEŞ KAVGASINA DÜŞÜRÜP  HELAK ETMEK İSTEYEN İNGİLİZ,RUS, AMERİKAN,FRANSIZ GİBİ DÜVELİ MUAZZAMANIN OYUNUNA GELDİK VAH VAH
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #2 : 2010 mart 03, 02:34:30 »

Logged
batugeray
Hero Member
*****
Offline Offline

Beyanat sayısı: 238


Cihangir Boran ---- ( Kırım TATARI ) -----


Azalıq malümatı
« Cevap #3 : 2010 mart 03, 13:43:03 »

özellikle anadolu(osmanlı)Türkçesiyle yazıyorum.Keferenin oyununa geliyorsunuz.Çin kaynaklarında Türklere aktatar, mogollara kara tatar denir.Kırım ve kazan halkı türktür.malesef rus oyununa geliyorsunuz uluğ türkistanı ,kırım ve kazan hanlıklarını,şarki türkistanı nasıl ele geçirdiler bu ulu türk milletinin boy adlarını milletleştirerek ve birbirine düşman ederek başardılar .halende devam etmekte tatarlar TATAR HAN'ın adını almış kıpçak Türkü,Oğuzların batıdaki kolu ilk olarak selçuk beyin adıyla selçuki,sonra Osman beyin adıyla osmanlı ve  neticede bütün boyların ortak adı olan türk adını almıştır Kazak,kırgız,tatar,oğuz,uygur,başkurt,özbek,çuvaş,saha.................ve  liste uzun BURADA YAZILANLARDAN RAHMETLİ   İSMAİL GASPIRALI'NIN KEMİKLERİNİ SIZLATTIĞINIZIN FARKINDAMISINIZ?  BÜTÜN BU BOYLARIN ATASI OLAN BOZKURT SÜLALESİNDEN ÇİNLİLERİN DEYİŞİYLE MOU-TUN, METE HAN, DESTANLARDAKİ ADIYLA OĞUZ KAĞAN, KUR'AN DAKİ ADIYLA ZÜLKARNEY  BÜYÜK TÜRK BÜYÜĞÜ  KAŞGARLI MAHMUD'UN ESERİ DİVANI LUGAT-İ TÜRK Ü OKUYUNUZ.İLK SAYFADA HADİSİ KUTSİ VARDIR  MEALEN YAZIYORUM   DOĞUDA İSKAN ETTİĞİM ADINI TÜRK DEDİĞİM CUNUDUM(0RDU) VARDIR BATIDA AZĞINLIK YAPAN TOPLULUKLAR OLDUĞU ZAMAN ÜZERLERİNE YOLLARIM. BİZAHATİ ADIMIZI HUDA VERMİŞ GERİSİ BOY ADI,DEVLETİ KURMUŞ OLAN HAKANIN ADIDIR .TARİH BOYUNCA DEVLETLERİMİZİ BİZ KURMUŞUZ MALESEF YİNE BİZ YIKMIŞIZ BURADA YAZDIĞINIZ YAZILARDANDA BİRLİKTEN ÇOK UZAK OLDUĞUMUZ ANLAŞILIYOR                      YİNE BU MİLLETİ  KENDİ ARASINDA  KARDEŞ KAVGASINA DÜŞÜRÜP  HELAK ETMEK İSTEYEN İNGİLİZ,RUS, AMERİKAN,FRANSIZ GİBİ DÜVELİ MUAZZAMANIN OYUNUNA GELDİK VAH VAH

metehanoğlu,

Bence sen hayal aleminde yaşıyorsun. Dünyada senin gibi Türkiye Türklerinden başka kimse kendine Türk demez. Tatar, Kırgız, Uygur v.b…Bizler bir ağacın dallarıyız. Siz Türkiye Türkleride bu ağacın dallarından sadece birisiniz. O ağacın adıda Turandır. Senin için Türklük nekadar önemli ise, benim içinde Tatarlık o kadar önemlidir; keza senin için Tatarlık ne demekse, benim içinde Türklük o demektir.

Eğer birgün Turan birliği olacaksa, bu birlik; kardeşlik ve eşitlik ilkeleri içinde bir federasyon şeklinde olabilir.

Tatar, Kırgız, Uygur v.b… diye ayrım – kayrım yapıyorsunuz diye bizleri hep hainlikle suçladınız; ancak biliyorsunuzki, Türkiyede Türklük bilincide bizlerden gelip kalmıştır.

Tek millet, tek Din; “Türk İslam sentezi” deyip duruyorsunuz; Bu felsefe yıllardır Türkiye sınırları içine kendini hapsetmiştir..

Arkadaşım, İnsanlar Din konusunda özgür bırakılmalıdır, bu Tañrımızın hoşuna gider. İnsanlar hangi Dine inanmak isterlerse ona inansınlar. Devlet gözünde, Hiçbir Dinin diğerine karşı bir üstünlüğü olmamalıdır, keza hiçbir Kabile veya Urugunda diğerine karşı bir üstünlüğü - ayrıcalığı olmamalıdır. Cengiz Kan ve torunları 1200 lü yıllardan 1900 lü yıllara kadar bu formülle birliğimizi ayakta tutabildiler.

Şimdi benimle bu konularda daha fazla fikri tartışma yapmak istiyorsan, önce efendi gibi kendini tanıt. Öyle “metehanoğlu” rumuzunun ardına saklanıp Tavşan yiğitliği yapma!
Logged



Taşlañız o faqır halqnı, suçu coq,
Suçu bolsa, caşavında ödiycek, –
Menmen Cengiz, Temir hannıñ torunı,
Menmen onıñ colun daim kütiycek...

Sırımnı bildirme,
Cavlarnı küldirme,
Tatarman – Cengizday!
Qart Dunay, qart Dunay!..

Bekir Çoban-zade
Budapeşt,
1919 s. yanvar 12
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #4 : 2010 mart 03, 17:19:24 »

TATARLAR KİMDİR?

--------------------------------------------------------------------------------

Prof Dr. Mehmet MAKSUD

"Tatar" sözü çeşitli zamanlarda değişik anlamlarda kullanılmıştır. Ruslar bu deyimi yüzyıllar boyunca Avrupa Rusyası’nda yaşayan Türk soylu Müslümanlar için kullanmışlardır 1. Batılı yazar ve araştırmacılar "Tatar" kelimesini Türkistan'da ve Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Türkler için kullanmaktaydılar.2

Osmanlılar ise miladî on altıncı yüzyıldan başlayarak "Tatar" deyimini kuzey Türkleri için kullanmışlardır: "Kırım Hanı el Hac (Hacı) Selim Geray Han'a Name-i Hümâyundur: ... bu sene-i "amiymu’l meymenede (uğuru yaygın bu yılda) dahi musammem (plânlanmış) olan gazve-i meymûn ve Cihâd-ı Hümâyûnumuza murafakât ve muvafakatları (katılmaları) me'mûl-i Hümâyûnumuz olub ... ve sâir ümera ve mirzayanı şecâ'at disâr ve cumhûr-ı Tatar-ı "aduv-şikâr ... (1107/1696)".3

Konunun açıklığa kavuşması için; başa dönmek Tatar kelimesinin ilk defa kullanılışından itibaren kazandığı yeni manaları gözden geçirmek gerekir. Durum incelenince görülüyor ki İslâm dünyasında ilk kullanıldığında "Tatar" kelimesiyle kasdedilen "Moğol" idi. Miladî onüçüncü yüzyılda yaşamış olan Arap tarihçi İbnül Esir Moğollardan bahsederken daima "Tatar" kelimesini kullanmaktadır: "Tatarların İslâm ülkelerine gelişi"4 "Tatarların Türkistan ve Maveraünnehr'e çıkışı"5 "Kâfir Tatarların Harzemşah üzerine yürüyüşü"6 "Tatarların Kıpçaklara ve Ruslara yaptıklarının anılması"7 gibi. Tabiî şamanist kısmen budist Moğollardan bahsetmektedir. Cıngız Han'ın Celâleddin Harzemşah'a yetişmesini anlatırken "Celâleddin (Sind nehrini) geçemedi Cıngız Han Tatarlarla ona yetişti"8 demektedir.

İbn Kesir (öl.774/1372) Cıngız Han'ı anlatırken "Tatarların en büyük sultanı bugünkü meliklerinin babası" ifadesini kullanır9. İbn Haldun da "Bu sultan Cıngız Han Tatarların sultanıdır" demektedir10. Çok iyi bilindiği gibi Cıngız Han Moğol hükümdarıdır.

"Tatar" kelimesi günümüz Arap araştırmacılar tarafından da "Moğol" yerine kullanılmaktadır. Meselâ Moğol istilâlarını gösteren haritanın yaftası "Tatar yağması"11dır. Moğollar 656/1258 de Bağdad'ı işgal edip Abbasî Halifeliğini yıkmadan önce 635/1237 de Moskova'yı zaptettiler. Moğol (Tatar) ordusunda en kalabalık zümre Kıpçak Türkleri idi. Türklerin büyük çoğunlukta olduğu Moğol ordusu günümüzde Rusya denen bölgeyi on üçüncü yüzyılın ilk yarısında zaptetmişti12. Bu durum Rusların Avrupa Rusya'sındaki bütün Türk kökenli Müslümanlara niçin Tatar dediklerini açıklar: Moğol (Tatar) ordusunun büyük çoğunluğu Türktü; Ruslara göre bütün Avrupa Rusya'sında yaşayan Müslüman Türkler Moğolların (Tatarların) torunlarıydı. Şurasını hemen belirtelim ki Moğol (Tatar) ordusunun çoğunluğu Türk olmakla birlikte bütün komuta kademeleri Moğolların tekelindeydi. Kıpçaklar Peçenekler ve öteki Türk boylarından gelenler rütbesiz askerlerdi.

Abbasî Halifeliğini 1.258'de yıkmış olan Cıngız Han oğlu Tuluy'un oğlu Hülagü ve ordusundan bütün çağdaş ve sonraki Arap tarihçileri "Tatar" diye bahsettikleri gibi diğer milletler de on üçüncü yüzyılda yeryüzünün en büyük devletini kurmuş olan Moğollardan "Tatarlar" diye söz etmektedirler. Meselâ Ermeni müellif Aknerli Grigor "Tatarlar Bağdad'ı zaptettikleri sırada ..." ifadesini kullanmaktadır.13

On üçüncü yüzyılda Çin'in çok büyük bir bölümü Türkistan14 İran Irak Suriye Anadolu bugünkü Rusya Kafkasya Kırım Ukrayna Polonya Tatarlar (Moğollar) tarafından zaptedildi. Bu Tatar hakimiyeti altında yaşayan milletler de Tatar (Moğol) sülâlesinden hanedanların idaresinde yaşadıkları için "Tatar" diye anıldılar.15 Böylece on dördüncü yüzyıldan başlayarak "Tatar" kelimesi kavmî etnik soyla ilgili bir söz değil ra'iyyet olmayı teba'iyyeti (uyrukluğu) -hukukî durumu farklı olmakla birlikte- vatandaşlığı ifade eden bir deyim haline geldi. Yani artık "Tatar" sözü etnik (kavmî) değil siyasî bir anlam ve içerik kazandı. Türk ülkeleri dışındakiler zamanla Tatar (Moğol) hakimiyetinden çıktı Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyindeki bölgelerde yaşayan Türk topluluklarında Tatar siyasî ismi devam etti. Cıngız Han'ın diğer oğlu Cuci'nin oğlu Batu Han'ın hükümdarlığında Karadeniz ve Hazar Denizi'nin kuzeyinde Arapların ve Avrupalıların "Altın Orda" (Rusça Zolotaycı Orda) dedikleri "Kök (Gök) Orda" devleti ortaya çıktı. Batu'nun kardeşi Burka Müslüman oldn 1255 yılında Kök Orda Han'ı olunca Müslümanlığını ilân etti. Bereke16 adını alan bu zat Altın Orda'nın ilk Müslüman hanıdır. Bereke Han Anadolu Selçuklu hanedanından bir hanımla evlendi. Bu evlilikten doğan oğlu İzzeddin'e Solhat ve Sudak şehirleriyle yörelerini verdi. İzzeddin ve annesi binlerce Müslüman Türkü Anadolu'dan Kırım'a getirip yerleştirdiler.17 İslâm Gök Orda'da hızla yayıldı ve çok sağlam bir şekilde yerleşti kök saldı.18

Gök Orda'da (Altın Orda'da) hanedan Cıngız Han soyundandı fakat "Türk unsuru o kadar kuvvetliydi ki on dördüncü yüzyıl başlarında Altın Orda bu unsurun tesirine direnemedi ve bir Türk Devleti haline geldi".19

Gök Orda Hanı Toktamış 1396'da Timur'a yenilince bu hanlık parçalandı; toprakları üzerinde Kazan Kırım Astrahan ve Kasım Hanlıkları kuruldu. Bu hanlıkların sadece hanları ve yüksek kademedeki idarecileri gerçek Tatar yani Moğol idiler fakat idare edilenlere de hükümdarlarından dolayı Tatar denildi: Türkistan'daki Türklere başlarındaki Özbek Han'dan dolayı "Özbek" denmesi son Gök Orda (Altın Orda) Hanı Toktamış'a karşı ayaklanıp onunla savaŞan tümen (10.000 atlı) beyi Nogay'ın buyruğu altındakilere ve onların günümüze kadar gelen torunlarına "Nogay" adı verilmesi Osmanlı idaresindekilere "Osmanlı" denilmesi gibi. Zamanla hanlar ve yöneticiler de Türkleştiler. Meselâ Kırım'ın ünlü kahramanı XVI. yüzyılda yaşamış olan Bora Gazi Geray Han Türkçe söyleyen birinci sınıf bir şair ve klasik Türk musikisinde çok usta bir bestekârdır.20 Nitekim "Çarlık Rusyasının son yıllarında milliyet prensibi ön plâna çıkınca Rusya'daki halklar kendilerine "Türk" mü yoksa "Tatar" mı denmesi gerektiğini tartıştılar.21

Günümüzde Rusya Federasyonu içinde başkenti Kazan şehri olan Tataristan vardır. Bu ülkede halkın yarıdan biraz fazlası Müslüman yarıya yakını da Rustur. Müslümanlar Türkçenin kuzey lehçesini konuşurlar ataları İbn Fadlan'ın bahsettiği 922 yılında (Anadolu'nun Müslüman hakimiyetine girmeğe Türkleşmeğe başlamasından 150 yıl önce) resmen İslâm'a girmiş olan İtil (Volga) Bulgarlarıdır. Arapça kaynaklarda Saqâlibe (tekili : Saqlab) lafıyla anılan İdil Bulgarlarının isteği üzerine Abbasî Halifesi oraya İslâm'ı öğretecek cami ve riıinber yapacak kimseler gönderdi. Giden heyette bulunan İbn Fadlan bu sefer sırasında gördüklerini yazmıştır. (Bulgarların öteki dalı Karadeniz'in kuzeyinden geçerek Balkanlara inenleri 863 yılında Hristiyanlığa girip Slavlaştılar; Bulgaristan'dakiler bunlardır.) Tataristan'daki Bulgar Türklerinin lehçesinde çok güzel Türkçe sözler yüzyıllardan beri yaşamaktadır: Oda yerine bülme (bölme) pazartesi karşılığı baş gün örümcek ağı yerine ürmücek uyası (oyası) mide yerine aşkazan kullanılmaktadır. Şüphesiz Tataristan'daki Türkçenin kuzey lehçesini kullanan Müslümanlar Türktür  "Tatar" kelimesi onlar için kimliklerini belirleyen bir yaftadır. Zamanı gelince "Tataristan" sözünün "Kıpçakistan'a çevrilmesi gerekir.

Öte yandan gerçek Tatarlar Anadolu'da on beşinci yüzyıla kadar görülmektedir. Moğolların Anadolu Selçuklularını 1243 yılında Kösedağı savaşında yenmeleriyle Anadolu Moğol (Tatar) istilasına uğradı. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla ortaya birçok beylikler çıktı. Bunların içinde Osmanlı Beyliği en küçük fakat İslâmî değerlere bağlılıkta en samimî olanı idi. Diğer beylikler birbirleriyle uğraşırken Osmanlılar Bizans ve Avrupa'ya karşı cihad faaliyetlerine girîştiler. Kısa zamanda önemli bir devlet haline geldiler ve dördüncü hükümdar Yıldırım Bayezid Sivas ve Tokat yörelerini "kabâil-i Tatardan (Tatar kabilelerinden) olan Kadı Burhaneddin dest-i tagallübünden"22 sıyırıp aldı. Daha sonraları da Anadolu'da Tatar (Moğol) kabileleri vardı: "... zikroluııan Kara Tatar taifesi Cıngızîler cânibinden (Moğollar tarafından) Selâcika'ya (Selçuklulara) nezaret etmek üzere Rum'a (Anadolu'ya) i'zam olunan (gönderilen) akvâmdan (kavimlerden) olub mürûr-ı zaman (zamanın geçmesi) ile Kayseriyye ve Sivas taraflarında hayme-nişin (çadırda oturan) olarak tavattun etmişler (yerleşmişler) idi. Yıldırım Han merhum Sivas'ı havze-i hükûmete idhal eyledikde (Osmanlı ülkesine kattığında) bunları tekâlif i divaniyyeden mu'af idüb (bunlardan vergi almayıp) yalnız seferler vuku'unda (olduğunda esnasında) hidemât-ı harbiyyede istihdam kılınmakda olduklarından (savaş hizmetlerinde kullanılmakta olduklarırıdan) gündeıi güne tekessür ederek (çoğalarak) kırk elli bin nüfusa baliğ olmuş (ulaşmış) ve Timurlenk Rum'a (Anadoluya) teveccüh ettikde (yöneldiğinde) bunların ruesâsını (başkanlarını) saltanat-ı Rum'u va'd ile (Anadolu hükümdarlığını vadederek) hafıyyen (gizlice) celb eylediğine mebni (kendi tarafına çektiginden dolayı) der ceng-i ewel (savaş başladığında) taife-i merkume (bu anılan zümre) Timur askerine iltihak eylemişler (katılmışlar) idi. İş bitdikden sonra Timur her ne mütâleaya mebni ise (görüşe düşünceye dayanarak) bunları beraber götürmeği tensib idüb (uygun bulup) lâkin rızalarıyla gitmeyecekleri malûm olduğundan asâkir-i külliyye ile (pek çok askerle) cevânib-i erba'alarını (dört taraflarını) ihâta ederek (kuşatarak) altıb gitmişdir ki Timur'un Rum'da (Anadolu'da) olan ef'âlinin (yaptıklarının) en hayırlusu budur."23
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #5 : 2010 mart 03, 17:21:28 »

Daha sonra Yıldırım'ın oğlu Çelebi Mehemmed İskilip civarında üç beş bin çadır halkı görüp bunların "Tatar sergerdelerinden Minnet Beğin tevabiatı olduğu"nu öğrenince hepsinin Balkanlarda Filibe civarında yerleştirilmelerini emretti. Bu Tatarların yerleştiği yere "Tatar Pazarı" denildi.24

Böylece şu durum ortaya çıkıyor ki Anadolu'da Moğol (Tatar) hakimiyeti devam etseydi Osmanlı Devleti veya başka bir güçlü siyasî kuruluş ortaya çıkmasaydı Anadolu'da yaşayanlar da Karadeniz'in kuzeyinde olduğu gibi başlarındaki Moğol hanedanlardan dolayı büyük bir ihtimalle "Tatar" diye anılacaklar bu kelime onların etnik değil fakat siyasî yaftası olacaktı. Yine çok büyük bir ihtimalle Gök Orda'da ve ondan sonra kurulan hanlıklarda olduğu gibi hakim Moğol (Tatar) hanedanı ve Moğol kökenliler Anadolu'da da Türkleşeceklerdi.

Öte yandan "Tatar" diye anılan bu kavme "Moğol" denmesi Cıngız Han zamanından sonra olmuştur. Moğol tabiri Moğolistan ve Orta Asya'da yerleşmiş fakat Moğol İmparatorluğu'nun batı kısmında hiç bir zaman yaygınlaşmamıştır. ... Daha sonraları Rusya'da veAvrupa'da Osmanlılar dışındaki bütün Türk halklarına Tatar dendiğini" görüyoruz.25

Bilindiği gibi insanın ana dili onun soyunu kökenini belirleyen en önemli unsurdur. Dil kullanılırken konuşmada söyleyişte fark olursa bu farka "ağız" veya "şive" denir: Erzurum ağzı Kayseri ağzı gibi. Fark yazıya geçerse "lehçe" (diyalekt) adını alır. Türk lehçelerinin çeşitli tasnifleri vardır; en belirgin hatlarıyla 4 lehçe kabul edilir:

1-"Türkçe" dediğimiz Anadolu Lehçesi (Oğuz Lehçesi Batı Türkçesi Lehçe-i Osmani).

2-Azerî Lehçesi : En büyük temsilcisi: meşhur şair Fuzulî.

3-Türkistan Türkçesi (Çağatayca Hakanî Lehçesi günümüzdeki Özbekçe).En büyük şairi: Ali Şir Nevâi

4-Tatarca denilen Kırım ve Kazan Türklerinin konuştuğu Kuzey Lehçesi (Kırım'ın Yalıboyu'nda İstanbul Türkçesi iç kısımlarıyla kuzeyde Tatarca konuşulurdu.)

Sonuç:

"Tatar" kelimesi on üçüncü yüzyılda "Moğol" kelimesinin yerine kullanılmıştır. Tatarlar (Moğollar) Çin Türkistan Iran Anadolu Irak Suriye Sibirya Rusya Doğu Avrupa Kırım ve Polonya'yı on üçüncü yüzyılda zaptettiler. O zaman Hazar Denizi'nin ve Karadeniz'in kuzeyinde Göktürk Hun Peçenek Kıpçak ve Bulgar Türklerinin torunları yaşamaktaydı. Tatarlar (Moğollar) on üçüncü yüzyılda bütün bu bölgeleri zaptettikleri zaman bu işi gerçekleştiren ordularında Türkistan'dan gelen yeni Türk kütleleri de vardı. Gerek eskiden Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyinde yerleşmiş olan ve gerekse Moğol ordusunda gelen kalabalık Türk kütleleri Moğol hakimiyetinde yaşadılar. Moğol (Tatar) hakimiyetinde olarak Hazar Denizi ve Karadeniz'in kuzeyinde yaşamış olan Türkler siyasî yafta olarak "Tatar" diye anılır hale geldiler. Günümüzde Karadeniz'in kuzeyinde ve Rusya'da yaşayan ve "Tatarca" denen kuzey Türkçesini konuşan Müslümanlar bunların torunlarıdır. Çıkan netice şudur ki "Tatar" kelimesi yirminci yüzyılda soy gösteren başka bir deyimle kavmî etnik bir tabir değildir tarihî kimliği bildiren bir sözdür. Nasıl ki Osmanlı idaresinde yaşayan her ferd "Osmanlı" idi Osmanlı tâbiyetinde idi Osmanlı uyruğu idi; Ermeni Yahudi Rum Arap Çerkes Gürcü Arnavut vb. "Osmanlı" idi Tatar (Moğol) idaresinde yaşayan kuzey Türkleri de öylece Tatar idi. Kısacası yirminci yüzyılda kendilerine "Tatar" denilen Rusya Müslümanları Moğol değil ataları Moğol (Tatar) idaresinde yaşamış ve zamanla Moğolları da Türkleştirmiş olan Türklerdir. 
     
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #6 : 2010 mart 03, 18:17:25 »



Kırım Türklerinin Etnik Kökeni ve Tarihçesi
KIRIM Tatarlarının etnik kökeni; tarih boyunca Kırım ve civarında yerleşen çeşitli Türk kavimlerine dayanır.

Kırım’a ilk gelen Türk kavmi, Hunlardır. Köktürkler , Onogurlar Kuturgurlar ile M.S. VII. yüzyılda Hazar Türkleri, X. Yüzyıl başlarında ise Peçenekler , Kırıma yerleşen diğerTürk kavimleridir.

Kıpçaklar, X.yüzyılın sonlarında Peçenekleri mağlup ederek Kırım'ı ele geçirmişler ve, iki yüzyılı aşkın bir süre Kırım'a hakim olmuşlardır. Kırım’ın etnik ve kültürel yapısının oluşumunda en güçlü etki Kıpçak Türklerine aittir. Kıpçakların engin kültür mirasının derin izleri bugün dahi bütün canlılığı ile Kırım Türklerince yaşatılmaktadır. Kırım Türklerinin kullandığı dil de Kıpçak Türkçesidir.

Kırım'daki Kıpçak hakimiyeti İslamiyet'in Kırım’da yayıldığı bir dönem olmuştur ve XI. Yüzyılın sonlarına doğru Türklerin çoğunluğu İslamiyet’i kabul etmişlerdir. Asya'nın büyük bir kısmına hakim olan Moğol İmparatorluğu (Cengiz Han Orduları), XIII. Yüzyıl ilk çeyreğinde, Kıpçakları yenerek yarımadaya hakim olmuşlardır. Cengiz Han İmparatorluğunun parçalanması üzerine, Kırım, Altın Ordu imparatorluğu hakimiyetine girmiştir.

Altın Ordu¹ Hakimiyeti Kırım’ın etnik, dini ve siyasi geleceğini kesin olarak belirlemiş ve Kırım’ın tamamen Türkleşmesini sağlamıştır.

TATAR ADININ KULLANIMI

Kırım Kazan ve İdil boylarındaki ahali , tamamiyle Türk olduğu halde, kökleriyle bağının kopartılması amacıyla bilhassa Ruslar tarafından kendilerine "Tatar" adı verilmiştir. Aslında Tatar adı, gerek Anadoluda gerekse Rusya ve İslam dünyasında Moğolların hakim oldukları saha ahalisi için kullanılmıştır.

(Örneğin Mevlânâ, Divan-ı Kebir de Anadoluyu tehdit eden Moğollardan Tatar olarak bahsederek bir gazelinde şu ifadeleri kullanır:

"Sen Tatardan korkuyorsun;
Çünkü Tanrıyı tanımıyorsun.
Oysaki ben Tatarlardan iki yüz iman bayragi yükseltecegim." )

Mamafih “Tatar” adı uzun süre bu Türk boylarınca benimsenmemiş, ancak Rus siyasi baskısı altında kabul ettirilmiş ve zaman içerisinde Rusların dışındaki diğer yabancı toplulukların ve Türklerin de kullanması sonucu yavaş yavaş kabul görmüştür.

************************************************** *******
¹ Altın Ordu XIII-XIV. Yüzyıllarda siyasi, iktisadi, ve kültür bakımından yalnız Doğu Avrupa’nın değil, umumiyetle Türk Dünyasının en mühim devletlernden biri idi. Bu devlet ahalisinin büyük bir kısmı, -Rus yurdu müstesna-halis Türk idi.

Ahalinin yalnız göçebe olmadığı, şehirlerin ve köylerin çokluğu ile kendini derhal göstermektedir. Zaten Orta İdil boyundaki Türkler erkenden göçebeliği bırakıp oturak olmuş, köyler ve şehirler kurmuşlardı. Azerbeycan’da dahil olduğu halde Altın Orduya ait sahada şimdiye kadar yirmibeş şehir tesbit edilmiştir. Bunlar: Azak, Batçin, Bakü, Büler, Bulgar, Derbend, Gülistan (Sarayın banliyösü) Kırım, Kırım-Cedid, Macar, Macar-Cedid, Mahmudabad, Muhşı, Ordu, Ordu-Cedid, Ordu-Bazar, Recan, Saray, Saray-Cedid, Saraycık, Sıgnak-Cedid, Tebriz, Ükek, Hacı-Tarhan (Astarhan), Sabran, Şamaha şehirleridir. Demekki, Altın Ordu sadece bir “İstep İmparatorluğu” değildi. Bu sayılan şehirlerin çoğu büyük ticaret merkezleri ve “ihracat ve ithalat” iskeleleri veya transit mahalleri idi.

Bilhassa Saray şehrinin büyüklüğü ve güzelliği hakkında şehri bizzat gezen seyyahların elinden çıkan kayıtlar mevcuttur. Bu cins kayıtlar, Prof. Ballod tarafından yapılan kazılarla da tespit edilmiştir. Saray şehrinde mükemmel bir su tesisatı bulunduğu, bahçelere, evlere kadar su borularıyla su getirildiği meydana çıkmıştır; Çini tezyinatı, yapıcılık ve bilhassa maden işleme hususunda mühim terakkiler elde edildiği, çıkan malzeme ile sabittir. Bu itibarla Saray şehrinin ve içinde yaşayan ahalinin (Yani yerli Türklerin) çağdaşları olan diğer memleketlerden geri olmadıklarında şüphe yoktur. Meydana çıkarılan maden eritme ve işletme tesisatının mükemmelliği, Altın Ordu ustalarının, bu zanaat sahasında devirlerindeki diğer milletlerin geride bıraktıklarını gösterir.. Saray şehri aynı zamanda Türkistan, İran, Anadolu, Bizans, Rusya, Ceneviz ve Orta Avrupa’dan gelen tüccarların bulunduğu bir merkez olması hasabiyle de büyük bir önemi haizdi. Burada ayrı milletler için ayrı mahallelerin kurulduğu, herkes kendi memleketinde alışık olduğu hayata göre yaşamak imkanı sağlandığını görüyoruz. 1334 te Saray şehrini ziyaret eden İbn Batuta nın yazdıkları bunları teyit edici mahiyettedir.

Moğol istilası neticesinde Kama nehri mansabındaki bu Türk-Müslüman ilinde Kıpçak zümreleri ile karışan türlü Türk unsurunun çoğalması ile bu çevredeki Türklerin sayısı büsbütün arttı. Türkistan ve Batı Sibirya’dan yeni yeni Türk zümrelerinin boyuna geldiği anlaşılıyor. Altın Ordu’nun üst tabakasını teşkil eden Moğol unsuruda tedricen Türkler arasında eriyip gitti. Hele Berke Han tarafından İslamiyet’in kabulu ve zaten 900 (miladi)’den beri büyük bir kısmı Müslüman olan Orta İdil boyu ahalisi ile, Altın Ordu’da ki diğer Türk kavimlerinin birbirleriyle kaynaşmalarını sağladı.
TARİHÇE

Karadeniz’in kuzeyinde tarih boyunca, jeopolitik önemini koruyan Kırım’ın bilinen en eski sakinleri, MÖ XI. Yüzyıldan itibaren Kırım’a gelerek yerleşyen Tavrlar ve bir İranî kavim olan Kimmerlerdir. MÖ VII. Yüzyılda doğudan gelen İskitler Kırım’ı 1000 yıla yakın bir süre hakimiyetine almışlardırr. Kırım, MÖ II. Yüzyılda Sarmatlar ve Alanların, MS III Yüzyılda ise Germen menşeli Gotların istilasına uğramıştır. Kırım’ın konumu ve ticari önemi başta Miletliler olmak üzere Yunanlıları daha sonraları da Roma, Bizans ve İtalyanları da cezbetmiş ve bunlar Kırım sahillerinde koloniler kurmuşlardır. Kırım asırlar boyunca en önemli ticaret bölgelerinden biri olmuştur.
kaynak: GeldiK http://www.geldik.com/turk-dunyasi/10238-kirim-turkleri-kirim-turklerinin-etnik-kokeni-ve-tarihcesi.html

Esas itibariyle göçebe olan Hunlar, Kırım’a ilk gelen Türk kavmidir. Hunlar, MS IV. Yüzyılda Kırım’ı ele geçirmişler fakat kalıcı bir iz bırakamamışlardır. Sonraki dönemlerde Köktürkler, Onogurlar ve Kuturgurlar da bu güzel yarımadaya gelmişlerdir. MS VII yüzyılda Hazar Türkleri Kırım’a hakim olmuşlardır. Hazarlar, İdil (Volga) ile Kafkaslar arasında büyük bir İmparatorluk kuran ve Musevi dinine mensup bir Türk hanedanı ile İslam, Hıristiyan ve Göktanrı dinlerine mensup tebaadan oluşuyordu.


Yine savaşçı bir Türk kavimi olan Peçenekler, Karadeniz’in kuzeyini ele geçirerek Balkanlara doğru sarkmışlar ve bunların büyük bir kolu da X. Yüzyılın başlarında Kırım’a yerleşmişlerdir.Kırım’ın etnik ve kültürel yapısında en derin tesiri yapan ve en güçlü mirası bırakan Türk kavmi olan Kıpçaklar, aynı yüzyılın sonlarında Peçenekler’i mağlup ederek stepleri ve Kırım’ı ele geçirerek, iki yüzyılı aşkın bir süre buraların hakimi olmuşlardır. Kıpçakların zengin kültürel mirasının pek çok izleri bugün dahi bütün canlılığı ile Kırım Türklerince yaşatılmaktadır. XI. Yüzyılın sonlarına kadar Türklerin çoğunluğu İslamiyet’i kabul etmişlerdi.

Kırım’daki İslam varlığı Anadolu Selçuklularının Sudak ve çevresini 1220’lerde bir süre için ele geçirmeleri ve Kıpçakların Müslüman ülkeleriyle sıkı ilişkileri sayesinde daha da güçlenmiştir.

12. Yüzyıl başlarında en kudretli devrini yaşamış olan Anadolu Selçuklu Devleti’nden Kırım’a ticaret yapmak maksadıyla pek çok Türk tüccarı gelmiştir. İlk Selçuklu_Kırım münasebeti Emir Hüsameddin Çoban’ın 1221 yılında yaptığı Kırım seferi ile başlamıştır.

Cengiz’in orduları 1223’de bütün Kıpçak steplerini Rusya Ukrayna ve Kırım’ı hakimiyetlerine almışlardı. Ancak kısa süre sonra Cengiz İmparatorluğu parçalandı ve bu muazzam devletin batısında Altın Ordu imparatorluğu ortaya çıkmıştır.

Altın Ordu Hakimiyeti Kirım’ın etnik, dini ve siyasi geleceğini kesin olarak belirlemiş ve Kırım’ın tamamen Türkleşmesini sağlamıştır.

1357 ve peşi sıra gelen yıllarda Timur akınları yüzünden Altın Ordu Devleti bölünerek ortaya Kırım, Kazan, Sibir, Astrahan hanlıkları ile Nogay Mirzalığı çıkmıştır. 15. Yüzyılın ilk yarısında Kırım, müstakil Hanlığı’nı ilan etmiştir.

Kırım Hanlığı’nın kurucusu Hacı Giray’dır. Hacı Giray, Cengiz soyundan gelen bir Altın Ordu prensi idi. Çağında dünyanın en kuvvetli devleti olan Altın Ordu İmparatorluğu 14.Yüzyıl sonlarında zayıflayıp taht kavgaları baş gösterince, Hacı Giray, Altın Ordu tahtı üzerindeki hak iddiasından vazgeçmeksizin 1428 yılı civarında kendisini Kırım Hanı ilan etti. Böylelikle bilfiil Kırım Hanlığını kuran Hacı Giray, Hanlığın ilk parasını da 1441-42 yıllarında Solhat şehrinde bastırttı. Başşehir olarak Bahçesaray seçildi. Hacı Giray’ın soyundan gelenler “Giray”hanedanı adıyla Hanlığın sonuna kadar yaklaşık 350 yıl boyunca tahtın sahipleri oldular.

Osmanlılar ile Kırım Hanlığı ilişkilerine gelince ;Kefe’deki Tatar büyüklerinden bazıları, bilhassa Eminek Bey (Mirza), Cenevizlilerin Kefe’den ve Kırımdan atılmaları için, Osmanlı padişahı ve İstanbul fatihi Sultan Mehmed'e mektuplar yazarak, Osmanlı donanmasını Kefe’nin zaptı ve Kırım Hanlığı’nı da zapt-u rapt altına koymasını ricaya başladı. Zaten İstanbul’un Türkler tarafından alınmasını müteakip, Anadolu sahillerindeki Ceneviz kolonilerine de birer birer son verilmişti. Bu defa sıranın Kefe’ye geldiği de aşikardı. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet Han, 1475 İlkbaharında Gedik Ahmed Paşa kumandasında büyük bir Osmanlı donanmasını Kırıma yolladı. Kefe’nin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Gedik Ahmed Paşa tarafından ,Kırım Hanının Hanlık hakları tanınmış ve aralarında yapılan antlaşma gereği; Cenevizlilere ait şehirler, başta Kefe, Azak, Taman, Osmanlıların idaresinde kalacak ve Kırım Han’ı da, devlet-i aliyye’nin “dostuna dost, düşmanına düşman “ olacaktı. Kırım Han’ı Mengligiray’ın buna göre Osmanlı padişahına sefer esnasında yardım etmesi gerekmekte idi. Buna karşı Osmanlı padişahı da Mengligirayı Kırım tahtında tutmayı ve desteklemeyi taahhüt ediyordu. Kefe’nin zaptından az sonra Azak (Tana) ve diğer kolonilerde Osmanlılar tarafından ele geçirilince, Kırım’ın güney sahili, Kerç Boğazı’nın her iki kıyısı ve Azak şehri çevresindeki belli bir saha Osmanlı Devleti’nin hükmü altına girdi ve, Kırım Hanlığıda Osmanlı Devletine bazı şartlar altında bağlanmış oldu.

Bu suretle, 1475 ilkbaharından itibaren Kırım Hanlığı bakımından çok büyük bir değişiklik hasıl oldu: Şimdiye kadar Kırım’ın içişlerine karışan ve aynı zamanda tehlike dahi teşkil eden Hıristiyan-Cenevizlilerin Kefe’de ve diğer şehirlerdeki hakimiyetlerine son verildi. Ve Onların yerine devrin en büyük devleti olan ve İslam Dünyasının önderliğini eline alan Osmanlı Padişahının hükmü kaim oldu.Ayrıca bu bağlanış ile Kırım Hanlığının devam etmesi garanti altına konduğu gibi, Kırım’ın ekonomik ve bilhassa Kültür gelişmesi bakımından da büyük faydaları oldu.

Kırım Hanlığının Osmanlı Devletine bağlanmasının en mühim neticesi ise siyasidir. Şöyle ki, Kırım’da istikrar sağlanmış ve han oğulları arasında sürüp giden iç mücadelelerin önü büyük ölçüde alınmıştır. Bununla Kırım Hanlığı asayişe kavuşmuş ve Çengiz soyundan “Giray’lar” sülalesinin idaresinde bu hanlıkta XVIII. Yüzyıl sonlarına kadar devam edip gitmiştir. Halbuki Osmanlı himayesinden mahrum kalan ve kendi mukadderatları ile baş başa bırakılan Altın Ordu artığı diğer hanlıklar (Kazan Hanlığı, Astarhan Hanlığı, Kasım Hanlığı ve Nogay Ulusu) birer birer Rusya tarafından yutulmuşlardır.

Kırım Hanlığı, ilk defa 1484’te Sultan 2.Beyazıt’ın Akkirman Seferi’ne katılarak Osmanlı İmparatorluğu ile işbirliği yapmıştır. Yavuz Sultan Selim’e kızını vermiş olan Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir. Bundan sonra Hanlıkları Osmanlı Sultanı’nın özel fermanı ile tasdik olunmuştur.

1552’de Korkunç namıyla bilinen 4. İvan, Kazan ve 1556’da Astrahan hanlığı’nı işgal ederek Rusya’ya bağlamıştır. Bu hadiseden sonraki yüzyıllarda, Hristiyanlaştırma ve Ruslaştırma politikaları uygulanmıştır. Kazan’ın işgaline karşılık 1553’te Devlet Giray Han Moskova’yı tahrip etmiştir.

Bu arada 2.Viyana Kuşatmasına değinmek gerekiyor.Çünki Kırım Hanına bağlı güçlerin yeterli gayreti göstermemeleri bozgun nedeni olarak belirtilerek Kırım kuvvetleri haksız bir şekilde karalanmak istenmişlerdir. Bu savaşta Kırım atlıları Avusturya’nın içlerine kadar baskınlar düzenlemişler ele geçirdikleri düşman askerleri sayesinde çok önemli istihbarat bilgileri elde ederek ,tedbirler alınmasını sağlamışlardır. Fakat Muradgerey Han’ın, Jan Sobieski kumandasındaki Leh kuvvetlerine karşı istenen mukavemeti yapmadığı öne sürülmüş, Han Muradgiray azledilerek yerine Hacıgiray getirilmiştir. Mamafih Muradgiray’a karşı yöneltilen bu kabil ithamların haksız olduğu anlaşılıyor. Viyana bozgunundan Kırım Hanını sorumlu tutmak için elde yeter derecede deliller yoktur.

Zaten savaş sonrası muharebeyi kısa sürede bozularak terkeden ve geri çekilen Vezir Koca Arnavut İbrahim Paşa bozgunun en önemli sorumlusu sayılarak sorgulanmış ve "Savaş alanını erkenden terkedip ordunun moralini bozduğu ve yenilgiye kapı açtığı " gerekçesiyle boğdurulmuştur.
kaynak: GeldiK http://www.geldik.com/showthread.php?t=10238

Özellikle Silahtar Mehmet Ağanın vesikaları incelendiğinde; Tatar hanının , Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 'yı düşman karşısında uyarmasından, Paşa'ya yaptığı tekliflerden, bahsedilmekte ve bu tekliflerin Paşa tarafından dikkate alınmadığı ve üstelik Tatar'ları aşağılayıcı ifadeler kullandığından bahisle, Han ile Sadrazam'ın aralarının bozuk olduğu vurgulanmakta ve belkide bu nedenle bozgunun Kırım kuvvetlerine fatura edildiği sanılmaktadır. Nitekim bozgun sonrası dönüş yolunda Han, Paşa ile anlaşamamasının sonucu olarak,Tatar Hanlığı görevinden alınıp yerine Hacıgiray atanmış vezirliğine de önceki Han'ın da veziri olan Bahadır Ağa yeniden getirilmiştir. Görevden alınan Han'a yıllık 4 pul akça bağlanmıştır.

Kırım Hanlığının zaman içerisinde Osmanlıya paralel olarak güçsüzleşmesi sonucu, Ruslar 1736’da Kırım’a girerek Bahçesaray’da ikibin evi ve Hansaray’ı yakmıştır. Bu münasebetle şehirdeki bir çok sanat ve kültür eserleri harap olmuş, kütüphanelerdeki kıymetli el yazmaları yok edilmiştir. Rusların, Rum ve Ermeni Kiliselerini de yağma ettikleri ve yıktıkları göz önünde tutulursa, Rus “Vahşeti” nin derecesi hakkında kolayca bir hükme varılabilir. Bu Rus tahribatından sonra Bahçesaray bir daha eski haline getirilememiştir.

Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca antlaşması ile Kırım Hanlığı Osmanlı himayesinden çıkmıştır. 1783’te Rusya’nın işgaline maruz kalan Kırım Türkleri’nin esaret yılları böylece başlamıştır.

Kırım’ın kaybedilmesinin Osmanlı İmparatorluğunda tesirleri çok büyük oldu. Çünkü ilk defa Müslüman bir tebanın yaşadığı yer kaybediliyordu.

Ruslar’ın Kırım’daki Türkler’e uyguladıkları baskı ve imha politikaları Kırım Türkleri’ni Osmanlı İmparatatorluğu sınırları içerisindeki başka bölgelere göçe zorlamıştır. Göçlerin büyük çoğunluğu dalgalar halinde Türkiye’ye, Romanya’ya, Bulgaristan’a yapılmıştır. En büyük göç dalgaları, 1792, 1860-63, 1874-75, 1891-1902 senelere arasında olmuştur. Bu göçler, Rusya’nın, Kırım’daki Türk nüfusunu azaltma politikasını gerçekleştirmesine sebep olmuştur. 1783’te Kırım’daki Türk nüfus %98 iken 1897’deki nüfus sayımına göre Türk nüfus % 35’e düşmüştür. Kırım Türkleri bu göç sırasında yollarda büyük kayıplar vermiştir.

Vatan Kırım’da kalan Kırım Türkleri bu esaretten Bolşevik ihtilalinin yarattığı karmaşadan istifade ederek kısa bir süre içinde olsa kurtulmuşlar ve yapılan seçimlerde Kırım Tatar halkının vekilleri belirlenmiştir. 9 Aralık 1917’de Kırım Tatar Milli Kurultayı toplanmıştır. Kurultay, 26 Aralık 1917’de Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ilan etmiş ancak Akyar (Sevastopal) da üstlenen Bolşevik denizciler Kırım Türklerine saldırarark Kırım Müftüsü ve Kırım Hükümeti Başkanı Numan Çelebi Cihan’ı tutuklayarak 23 Şubat 1918’de Akyar’da şehit etmişlerdir.

Kırım Tatar Milli Kurultayı 1918 yılı Mayıs ayında yeniden toplanarak Süleyman Sülkiyeviç başkanlığında yeni Kırım Hükümeti Haziran ayında kurulmuş daha sonra 11 Kasım 1921’de Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan edilerek Veli İbrahim bu cumhuriyetin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

1927 yılından sonra Rus rejimi gerçek yüzünü göstermeye başlamış, Kırım’daki Türk aydınları katledilmiştir. Başlatılan din aleyhtarı kampanya ile de binlerce Müslüman Türk aydını Sibirya ve Urallar’a sürülmüştür. 1920-1941 yılları arası suni olarak kıtlık meydana getirilmiştir. Ülkenin bütün tahıl ve yiyecek maddeleri toplanarak Kırım dışına çıkarılmıştır. Halk korkunç bir açlıkla karşı karşıya bırakılmıştır. Binlerce Kırım Türk’ü açlıktan hayatını kaybetmiştir. 1936-38 döneminde ise toplumun bütün kesimlerinde hissedilen kitle terörü başlatılmıştır. 1941 yılında Alman orduları Kırım’ı işgal etmiştir. 8 Nisan 1944 yılında Kırım’a Rus hücumu başlamıştır. 18 Nisan’dan sonra Kırım’ın bütün bölgeleri Ruslar’ın eline geçmiş ve 18 Mayıs 1944 yılında Kırım Türkleri topluca Vatan Kırım’dan sürgün edilmişlerdir.

Sovyet Hükümeti, 4.3.1945 tarihinde aldığı ve 25.6.1945 yılında yayınladığı Kararname ile Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini ortadan kaldırarak, Kırım oblası (Sovyet idari sisteminde bir nevi eyalet) statüsüne getirilerek, yine Rusya’ya bağlı bırakılmıştır. Daha sonra Kruşçev, Rus_Ukrain kardeşliğinin 1000 Yıl bahanesiyle Kırım Oblastı’nı Rusya’dan alarak Ukrayna’ya bağlamıştır.

Kırım Türklerinin sürgün edilmesinden sonra Rus göçmenlerin iskanına hız verilerek Kırım , Rusların ezici bir çoğunlukla yaşadığı yer haline getirilmiştir.

Kırım Türklerinin Vatan Kırım’a dönme ve milli haklarını yeniden elde etme mücadeleleri neticesinde Sovyet Hükümeti 5 Eylül 1967 yılında yayınladığı bir Kararname ile Kırım Tatarlarına haksızlık yapıldığını kabul etmiştir. Ancak Kararname, dolaylı bir şekilde Kırım’ın Tatarların olmadığını ifade ediyor ve onlara Vatan Kırım’ın yolunu açmıyordu.

Sovyet Hükümeti, Kırım Tatarlarına karşı haksızlık yapılarak suç işlendiğini ancak 1987 yılında Kırım Tatarlarının Kızıl Meydanda bütün dünyayı şaşkına çeviren kitlesel gösterileri neticesinde açıkça kabul ve ilan etti. Kırım Tatarlarının Kırım’a döndürülmelerine razı oldu ve Kırım Tatar probleminin çözümü için bir devlet komitesi kuruldu. Ancak bu komiteler ve dolayısıyla Sovyet hükümeti Kırım Tatar meselesinin çözümü için ciddi ve müspet bir adım atmadılar meseleyi sürüncemede bıraktılar.

Kırım Tatar Milli Hareketi Teşebbüs Gurupları 5. Genel Kongresi’nde Taşkent’de 2 Mayıs 1989 yılında Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı kuruldu ve teşkilat başkanlığına Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu getirildi.

Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı, 1989 yılı güzünden itibaren çadır şehirler kurarak Kırım’a göçü hızlandırdı ve Kırım Oblastı Hakimiyeti üzerinde baskıları arttırdı. 1989’da Kırım’da ikamet eden Kırım Tatar nüfusu 20.000 civarında iken, bu sayı 1990 yılı Martında 76.499’e 1991 yılı Martında ise 150.000 civarına ulaşmıştı.

20 Ocak 1991’de Kırım’da referandum yapıldı, referandumda oy kullanan 1.441.019 seçmenden 1.343.855’i Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyetinin kurulmasına evet dedi.

Bunun üzerine Ukrayna Yüksek Sovyeti Kırım’ın tekrar Rusya’ya bağlanmasını önlemek için 12 Şubat 1991’de Ukrayna’ya bağlı Kırım Muhtar Cumhuriyeti’nin kurulmasını kararlaştırdı.

Yeni anayasa hazırlanıp parlamento seçimleri yapılıncaya kadar Kırım Oblası Şurasının 22 Mart 1991’de yapılan toplantısında, Kırım Yüksek Sovyeti Seçimleri yapıldı. Cumhurbaşkanlığına da Kırım Komünist Partisi 1.Sekreteri Nikolay Barov getirildi.

Kırım Türkleri bu durumu şiddetle protesto ettiler. Milli iradelerini ortaya koymak için Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı öncülüğünde Milli kurultaylarını toplama kararı aldılar. Kırım Türkleri, Kırım, Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kafkasya, Rusya, Ukrayna, Litvanya, Tataristan, Letonya ve başka Sovyet ülke ve şehirlerinde demokratik seçimlerini yaparak vekillerini Kırım’a gönderdiler.

II.Kırım Tatar milli Kurultayı 26 Haziran 1991’de Akmescit şehrinde toplandı. Kurultay, Kurultayın ana fikri ve prensiplerini vurgulayan ve Kırım Tatarlarırın kendi kaderlerini belirleyeceklerini ilan eden 5 maddelik bir “Kırım Tatarlarınına Milli Egemenlik Bildirisi”ni oybirliği ile kabul etti ve Rusların kontrolündeki Kırım Muhtar Sovyet Cumhuriyetini tanımadığını ilan etti.

Kurultay, aynı zamanda Kırım Tatar halkının en yüksek ve yetkili tek organı olarak Kırım Tatar Milli Meclisini belirledi ve onun 33 kişilik üyesini seçti. Meclis başkanlığına da Kırım Tatarlarının tanınmış insan hakları savunucusu ve Milli yolbaşçısı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçimle getirildi.

O tarihlerde henüz dağılmamış olan ve son günlerini yaşayan Sovyet yönetiminin yıllardır, halkından kopmuş, halkına zarar veren, ekstermist olarak suçladığı Kırımoğlu demokratik ilradesiyle Kırım Tatar halkının yıllardır, gerçek temsilcisi olduklarını göstermiyorlardı.

Kırım Yüksek Sovyeti, hazırladığı Anayasa ile Kırım Tatarlarını görmezlikten geldi. Kırım Tatar Milli Meclisi’nin itirazları ve hazırladığı Anayasa taslağı dikkate alınmadı. Bu durum Kırım’da gerginliği tırmandırdı. Bu arada 1 Ekim 1992’de Kırım’daki hakimiyet organları Kırım’ın gerginliği tırmandırdı. Bu organları Kırım’ın eniz kıyısındaki güzel bir köyündeki Kırım Tatar çadır şehirlerini bastılar. Sakinlerini feci şekilde dövdüler. Yapılmakta olan kulübeleri buldozerle yıktılar ve Kırım Tatarlarının yıllardır biriktirdikleri paralarla aldıkları inşaat malzemelerini yağmaladılar. 27 Kırım Tatarı yaralandı. Ve 26 kişi tutuklandı. Kırım’daki hakimiyetin bu tutumu durumu iyice gerginleştirdi. Kırım Tatar Milli Meclisi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti. Tutuklu Kırım Tatarları önünde 6 Ekim 1992 günü toplanan binlerce Kırım Tatarının gösterileri ve polis barikatlarının aşılarak Kırım Yüksek Sovyeti’ne yürümeleri karşısında Kırım’daki Rusların kontrolündeki hükümet, geri adım atmak mecburiyetinde kaldı.

Kırım Yüksek Sovyeti, 18 Eylül 1993’de yeni seçim kanununu kabul etti. Her zaman olduğu gibi, Kırım’ın gerçek sahipleri Kırım Tatarları bu kanunda da hiç dikkate alınmadı. Kırım Tatarları derhal bu durumu Yüksek Sovyet önünde düzenledikleri gösterilerle protesto etmeye başladılar. Akmescit şehri etrafındaki ana yolları ve demir yolları kapatıldı. Kırım Tatar Milli Meclisi Kırım Yüksek Sovyeti’nin bu kararını gözden geçirmeye ve Kırım Tatarları lehine değişiklikler yapmaya çağırdı.

Kırım Tatarlarının şiddetli tepkileri ve kararlı tutumları karşısında Kırım Yüksek Sovyeti 14 Ekim 1993’te toplandı ve seçim kanununa eklemeler yaparak Kırım Tatarlarına 14 kişilik kota verilmesini kabul etmek mecburiyetinde kaldı.

Son değişikliklerde Kırım Yüksek Sovyet’indeki sandalye sayısı 80’lden 98’e yükseltildi. 14 yer Kırım Tatarlarına, 1’er yer Rum, Ermeni, Alman ve Bulgarlara verildi.

27 Mart ve 10 Nisan 1994 tarihlerinde iki turlu olarak yapılan seçimlerde Kırım Tatar Milli Kurultayı’nın listesinden 14 Kırım Tatarı parlamentoya girdi.

İlerleyen zaman içerisinde, Kırım Cumhurbaşkanı Meşkov ve Kırım Parlamento Başkanı Tsekov ARASINDAKİ GÜÇ KAVGASI, Rusya Blokunda parçalanmalara yol açtı. Bu parçalanmadan en karlı çıkanlar Kırım Tatarları oldular. Bu arada Meşkov’un ve parlamentonun Kırım’ı Ukrayna’dan ayırmak ve Rusya’ya bağlamak ürüttükleri siyasetin bir adımı olarak, Kırım’da bağımsızlık referandumuna gitme kararları üzerine Ukrayna, Kırım anayasasını ve Cumhurbaşkanlığı makamını 17 Mart 1995 tarihinde lağv etti. SSCB’nin dağılmasından sonra ilk defa Ukrayna’nın ilk defa Kırım’la Rusya yanlıları üzerinde sert ve kararlı tutum takınması, Parlamentodaki dengeleri de etkiledi. Meşkov’un koltuğunu kaybetmesinden sonra Tsekov’u 5 Temmuz 1995’de görevinden Kırım parlamentosu yerine Yevhen Suprunyuk’u seçti Değişen dengeler içerisinde Kırım siyasetinde ağırlığını izlediği akıllı politikalarla günden güne arttıran Kırım Tatar Milli Meclisi ve parlamentodaki Kırım Tatar millet vekillerinden Refat Çubar Kırım parlamentosu başkan yardımcılığına, Lenur Arif’de bakanlık statüsündeki Milliyetler Komitesi başkanlığına seçildi.

1991 yılına kadar Kırım’da hemen hiçbir önemli resmi göreve alınmayan Kırım Türkleri, 13 Ekim 1994 tarihinde A.Françuk başkanlığında kurulan Kırım Hükümetinde Dr. İlmi Ömer’in başbakan yardımcılığına getirilmesiyle durumlarını daha da güçlendirdiler.
_
Logged
batugeray
Hero Member
*****
Offline Offline

Beyanat sayısı: 238


Cihangir Boran ---- ( Kırım TATARI ) -----


Azalıq malümatı
« Cevap #7 : 2010 mart 03, 22:28:53 »

MEKTEP

Men tuvganda Qartbabay, qöqke qoterip şulay!
Qulagıma üflegen, Tatarmız dep quqregen.
Qulagımman tıñladım, caş miyimge mıqladım.
Eş esımden şıkmadı, Qartbabaynıñ aytqanı.

Östüm Mektepke kettim, qözlerımnı qogerttim;
Öyretmen noqta dedı, men Tamga dep egeştim.
Men Tamga degen saytin, o qollarımga urdı;
Qışkenekiy qollarım, sızgış carası boldı.

Üyge qayttım cıladım, men ketmiymen dep ayttım.
Men o tilnı bılmiymen! üyrenmek istemiymen!
Tuvgan tilim osalmı? Neşün bızge yasaqlı?
Aytmasam tuvgan tilmen, aqıyqatte men qımmen?

Neniy qolumnu sardı, keteceksiñ dep ayttı.
Cail bolup turgaşıq, cavga ırgat bolgaşıq;
Bunday bolıp köp tilni, üyren balam dep ayttı.
Neniyimni tıñladım, avzım tıyıp muñlandım.

Bunday bolıp qöp vaqıt, Mektepke barıp qayttım.
İlk – orta Mekteplerni, bunday bolıp pitirdim;
Üst Mektepte telbev diy, qıravatnı bavladım.
Öz – özüme egeşip, tişlerimni qayradım.

Tarih dersinde bır kün, patlamamak ne mümkün!
“Tatarlar barbar” eken! “Kâpır – qorgensiz” eken!
Saraylarnı cıqqanlar! kitaplarnı caqqanlar!
Şakları – Sultanları, atlarga taptatkanlar!

Avzın aşkan “lânet” diy, Cengiz, Batı, Temirge;
Savlıgında baş töben, moyın bükken Emirge.
Tatar caşı bolarnı, tıñlap – tıñlap turamı?
Atasını camanlap, cavman bırge bolamı?

Qol qoterıp bır cevap, bedrim anav yobazga!
Mende bır caş TATAR’man! Atam Cengiz Batı Qan;
Bunday bolıp Qırımlı, Qırım Qanı Giray Qan.
Medeniyet degenıñ, bızlerden kelıp qalgan.

Caqqanımız Saraylar, zulum Sarayı edı;
Cıqqanımız Qaleler, qözyaş ıslavlı edı.
Kene tapsam bır pıtne, cagar – cıgar taptarman!
Calan cazgan kitaplarnı, Diclelerge atarman.

Qara qanım cürekte, şorşup – gürlep borkulday;
Endi cetti sürgünlük! Qayır tilese Quday.
Ne at qaldı, ne qılış; endı cayav TATAR’man.
Tüşpanlarnı aldatıp, Kâpırlernı dargatıp;
Rus malı bombalarnı, Qremlin de patlatıp!
TATAR’man dep aytarman! Bır Qudayga qaytarman.

Yazan: Cihangir BORAN
Tarih:  20. 02. 2010
Sakarya (Tırnaksız) Köyü.

« Soñki deñişiklik: 2010 mart 04, 14:46:02 Yollağan: batugeray » Logged



Taşlañız o faqır halqnı, suçu coq,
Suçu bolsa, caşavında ödiycek, –
Menmen Cengiz, Temir hannıñ torunı,
Menmen onıñ colun daim kütiycek...

Sırımnı bildirme,
Cavlarnı küldirme,
Tatarman – Cengizday!
Qart Dunay, qart Dunay!..

Bekir Çoban-zade
Budapeşt,
1919 s. yanvar 12
batugeray
Hero Member
*****
Offline Offline

Beyanat sayısı: 238


Cihangir Boran ---- ( Kırım TATARI ) -----


Azalıq malümatı
« Cevap #8 : 2010 mart 11, 18:32:38 »

CÜREKSİZLERGE

Azğana cüregin bolsa tek seniñ,
Biyerge salar ediñ men diy öziñ resimiñ.
Astına da, cazar ediñ nesil nesebiñ;
Qabayıl, Noğay, Tatar dep cazıp artıñ da, qaltırap turma!
Caz oyerge Atıñman sanıñ eş yalma.
Er qoray uzatqan kişige, qoyday cuvurma;
Uşunmı eken? dep, bir qara, bir baq,
Qara astından ne şığa? ay bayğuş Qoyanbaq.

Batu Qan kim eken? dep kimge soraysıñ?
Atañman Ananğa cail dep, allegim bolasıñ.
Ket sora, olar seniñ kim ekeniñ sağa bir aytsın.
Sen oquyman, üyrendim! dep, öziñni de coytqasıñ.
Batu Qan Aq bir tursa da körse,
Alsa tayaqnı qolına, bizge aruv bir soppa şekse,
Tatar kim ulâaan? dep gür davuşman gürlese,
O da cetmez bizge, köteklegen uğlı merkepse.

Öziñe Qıpşaqmı diysiñ? ay tavkel bayğuş.
Ket de aynağa bir qara, kör ne eken Tatar.
Tatar bolmağanğa er daim Tatar atı batar.
Sen öziñ untsañ da, seni körgenler qara ne aytar;
Anavı tavkel Tatar da, özini coytqan dep aytar.
Tatarlıqnı bizge Qandan, Quday tilep bergen.
Ket qara alemge bir kör, neşin bılay tilegen?
Dünyada qaysı millet qudırsa, Quday üstine Tatar cibergen.

 
cazğan: Cihangir BORAN
Tarihı: 16.08.2009
ANKARA – Polatlı – Saqarya (Tırnaqsız) köyü.
Logged



Taşlañız o faqır halqnı, suçu coq,
Suçu bolsa, caşavında ödiycek, –
Menmen Cengiz, Temir hannıñ torunı,
Menmen onıñ colun daim kütiycek...

Sırımnı bildirme,
Cavlarnı küldirme,
Tatarman – Cengizday!
Qart Dunay, qart Dunay!..

Bekir Çoban-zade
Budapeşt,
1919 s. yanvar 12
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #9 : Tünevin 00:52:06 »

 “Biz ki, Mülûk-ı Tûrân, Emîr-i Türkistânız! ”, “Biz ki Türkoğlu Türküz! ”, “‘Biz ki milletlerin en kadîmi ve en ulusu Türkün başbuğuyuz! ” diyen Emir Timur
Logged
batugeray
Hero Member
*****
Offline Offline

Beyanat sayısı: 238


Cihangir Boran ---- ( Kırım TATARI ) -----


Azalıq malümatı
« Cevap #10 : Tünevin 16:43:48 »

“Biz ki, Mülûk-ı Tûrân, Emîr-i Türkistânız! ”, “Biz ki Türkoğlu Türküz! ”, “‘Biz ki milletlerin en kadîmi ve en ulusu Türkün başbuğuyuz! ” diyen Emir Timur

Kaçak güreşme! Gel Senin açtığın EMİR TİMUR konusunda tartışalım, Emir Timur Tatarmıymış, Türükmüymüş görelim.
Logged



Taşlañız o faqır halqnı, suçu coq,
Suçu bolsa, caşavında ödiycek, –
Menmen Cengiz, Temir hannıñ torunı,
Menmen onıñ colun daim kütiycek...

Sırımnı bildirme,
Cavlarnı küldirme,
Tatarman – Cengizday!
Qart Dunay, qart Dunay!..

Bekir Çoban-zade
Budapeşt,
1919 s. yanvar 12
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #11 : Tünevin 17:54:52 »

"Biz ki Melik-i Turan, Emîr-i Türkistan'ız,

Biz ki Türk oğlu Türk'üz;

Biz ki milletlerin en kadîmî ve en ulusu Türk'ün başbuğuyuz!..."

Bu sözler benim değil Emir Timur'un sözleridir.
Logged
metehanoğlu
Full Member
***
Online Online

Beyanat sayısı: 93


Azalıq malümatı
« Cevap #12 : Tünevin 17:57:33 »

Kırım tatarları hakkında araştırma yaparken bir başka isme daha rastladım. İşte onun bir şiiri:

Paris Akşamları

“1947 yılı sonbaharında paris’te sein nehri kenarında bir ceset bulunmuştur.cesedin üstünden çıkan evraktan kırımlı bir türk olduğu, 2.dünya savaşının badirelerine kapılarak yurdunu kaybettiği; savaş sonunda paris'te kaldığı ve çok yoksul bir yaşam sürdüğü anlaşılmıştır.aşağıdaki şiir onun cebinden çıkmıştır.”



- azerbaycanlı mehmet ağaoğlu’na:



bu kent her şeyiyle bana yabancı,

caddeler,binalar, bütün insanlar!..

öyle hasretim ki ezan sesine

ararım çevremde minare cami

lakin takılırım çan kulesine

her semtin muhteşem kilisesine

yad’el elemleri sarar içimi

uzaklarda yurdum,burdan çok uzak

her mevsim güneşli masmavi göklü,

camili, kubbeli, kümbetli, köşklü

ozanlı, garipli kervansaraylı

hele insanları alplı giraylı

yok haber onlardan, baba evinden

bu yüzdendir halim kopuk bir yaprak

her şey çok uzakta, benden çok uzak.



gözlerim daima engine dalar

isterim ki her an anayurdumda

dağları dumanlı yaslı kırımda

duvarında mavzer ve kur’an olan

ata ocağında, bizim konakta

bir bakır sinili sofra başında

iftar beklenilsin dua edilsin

ve sessiz sedasız yemek yenilsin

sonra şadırvanda abdest alınıp

hep birlikte teravihe gidilsin.



uyansam her sabah ezan sesiyle

görsem ayşeciği su testisiyle

ninemi yaşmaklı namaz kılarken

dinlesem dedemi kur’an okurken.



başımı huşuyla yastığa koysam

sonra toparlanıp yola koyulsam

yahut günün şavkı vururken camdan

heybetli sesiyle bağırsa babam

tutup elleriyle omuzlarımdan

o müşfik haliyle sarılsa öpse...



semaver kaynarken ocak başında

dünya türklüğünden, türk tarihinden

bozkurttan, turandan söz etse dedem

sonra türklük için eylese niyaz

gözlerinden akan yaşını görsem.



evet yurdum uzak, burdan çok uzak

bir ferahlık yahut bir şeyler umarak

düşerim yollara akşam üstleri

hep böyle çaresiz yıllardan beri

her zamanki gibi yorgun ve bitkin

artırıp yükünü hasta kalbimin

her an heyecanlı, gözlerimde yaş

görmek ümidiyle bir türk, bir dildaş

dolaşırım paris caddelerini

yorgun akan sen’i, köprülerini...



bir karakış vakti sen kıyısında

kafamın içinde türklük ülküsü

ruhumu kavuran özyurt hasreti

böyle göçeceğim ebediyete;

donmuş cesedimi bulup çöpçüler

defnedilmek üzere götürecekler,

kimim ben neyim, nereden bilecekler...



buğra alpgiray



Bu şiirin üstüne de diyecek pek birşey kalmıyor..
Logged
batugeray
Hero Member
*****
Offline Offline

Beyanat sayısı: 238


Cihangir Boran ---- ( Kırım TATARI ) -----


Azalıq malümatı
« Cevap #13 : Tünevin 18:47:27 »

metehanoğlu rumuzlu gizli aza,

Kaçak güreşme! Gel Senin açtığın EMİR TİMUR konusunda tartışalım, Tatarların kim olduğunu da, Emir Timuruda tartışalım, tabi cesaretin varsa. Forum kaidelerini bozma.
« Soñki deñişiklik: Tünevin 18:56:16 Yollağan: batugeray » Logged



Taşlañız o faqır halqnı, suçu coq,
Suçu bolsa, caşavında ödiycek, –
Menmen Cengiz, Temir hannıñ torunı,
Menmen onıñ colun daim kütiycek...

Sırımnı bildirme,
Cavlarnı küldirme,
Tatarman – Cengizday!
Qart Dunay, qart Dunay!..

Bekir Çoban-zade
Budapeşt,
1919 s. yanvar 12
Saife: [1]
  BASTIR  
 
Barmağa istegen yeriñiz:  

MySQL ile küçlendirildi PHP ile küçlendirildi Powered by SMF 1.1.8 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 keçerli! CSS keçerli! Dilber MC Theme by HarzeM